16 Ocak 2009 Cuma

Futbolu Neden Seviyoruz #11


Konuyu bilardo üzerinden ele alıp almamayı çok düşündüm, çoğu zaman da istemedim. Hatta Pennearabiata'nın yakın zamanda duygusallaştırdığı bu sporu ben de çok severim. Ama futbolun güzellikleriyle kıyaslanmaya en müsait konu başlıklarından biri olduğundan bugün bilardoyu ele alıyorum duygusallığı bir kenara bırakarak, biz de işimizi yapıyoruz sonuçta burada...

Şimdi efendim bilardo oynarken iyi ama izlerken bir yere kadar olan sporlardandır. Televizyonda ara ara turnuvalarına denk gelirim ve her seferinde bir önceki seferi unutup bir heveste televizyon karşısına otururum. Zaten eskisi kadar 3 top turnuvalarına da denk gelemiyorum, varsa yoksa kuralını izleyerek çözemediğim snooker. 1 kilo ay çekirdeğiyle 1 litre kolayı alıp tv karşısına geçtiğim zamanlardandır bilardo turnuvaları. Ama gel gör ki hatasız kul olmaz deyimini çürütmeye niyetli 2 adamın maçını izleriz genellikle. Hatta çoğu zaman 1 tanesini izleyemeyiz bile rakip oyunu tek ıstakaya yüklediğinde. Olağan sakinlikte yapılan atışlardaki terslik kendini hemen göstermekte. Normalde bir müsabakanın heyecan yaratan anları alınan sayılar olmasına rağmen bilardoda sayının kaçtığı an beklenir hep, çünkü sayılar hep alınır ama nadiren kaçırılır. Ayrıca seyirciler arasında ses çıkarmaya pek hoş bakılmaz bu oyunda. Dolayısıyla taraflar pek sevinemez olan bitene. Bütün bu heyecansız trafiğin yaşandığı turnuvalarda bir de televizyon yorumcuları vardır ki; sıfıra yakın heyecanı daha da aşağı çekebilmek için elinden geleni yapar. Siz topların dizilişine bakıp kafanızda atış kurgularken televizyondan bir ses yükselir "şimdi bir uzun-kısa-uzun kombinasyonu deneyecek" şeklinde. Seyredilen oyunun belki de tek keyif veren olayı da böylelikle öldürülmüş olur.

Ama futbol böyle midir? Öncelikle taraflar arasında her an değişkenlik gösteren bir mücadele vardır. Top her zaman taraf değiştirebilir. Hataya çokça yer vardır futbolda. Hatta o kadar yer vardır ki hakemler de gönüllerince hata yapabilirler. Sakin oyuncular futbolda da vardır. Ama hırslı olup ortalığı birbirine katanlar da vardır. Kimi alır topu, burnunun dikine gider. Kaptırır ya da sonuca gider. Kimisi topu sevmez, geldiği gibi aynen geri gönderir. Tribünler de o kişiyi sevmez. Kimi vardır milyonların sevgilisi, çok gol atar. Kimi vardır kulübede sevilir. Kimi topa çok sert vurur, arada tribünleri selamlar şutları. Kimi kötü oynar ama iyi insandır, kızamazsın. Çeşit çeşittir hepsi. Elbet biri keyif verecek bir şeyler yapar. Seyirci de coşkuludur. Binlerce kişi doluşur tribüne, kimi çekirdeği, kimi davuluyla. Daha maç başlamadan coşku başlar. Kimse de niye bağırdın demez bir diğerine. Maç başlayınca da film kopar zaten. Gol olunca sevinilir olması gerektiği gibi, hatalardan pek haz edilmez. Hiç gitmedim ama muhtemelen Nou Camp'ta da edilmez...


1 yorum:

serhat dedi ki...

Nou Camp'ta da edilmiyor.. Sezon basindaki Barcelona - Boca Juniors macindaydim. arka siramda surekli oyunculara bagirip cagirip cekirdek citleyen bi abi vardi.. dedim ben seni eski numaralidan taniyorum :)