Medya Baskısı

0 yorum


Geçen sene Christiano Ronaldo'nun adı Real Madrid ile çok fazla anılmıştı. İspanyol gazetelerinin durmaksızın haberleri ve Ronaldo'nun beyanatları Alex Ferguson'u çok kızdırmıştı. Araya Ronaldo'nun annesi bile girerek röportaj veriyordu. Alex Ferguson Ronaldo'yu satmak istemediğini, haberlerin kasten yapıldığını ve futbolcusunun medya tarafından baskı altın alınığını idda etmişti. Aradn 1 sene geçti ve Ronaldo sonund imzayı attı Real Madrid ile.

Şu an da aynı baskı Ribery için uygulanıyor. Her gün 1 değil birkaç haber görüyoruz artık. Ribery'in beyanatları Real'e gitmek istediği yönde. Rummenige ise gönderemeyeceklerini çünkü yerini doldurmanın çok zor olduğunu söylüyor. Bir ara araya Zidane da girmişti. Şimdi de Benzema girmiş araya ''Ribery benim dostum, onunla Real'de oynamak isterim''. Hitzfeld de Real Madrid'in 70-80 milyon euro verdiği takdirde Bayern'in Ribery'i satacağını söylemiş. Perez elindeki parayı tüketmişmidir bilemiyorum. Şu gerçek ki Ribery bir gün Real Madrid forması giyecek.

"Diego Armando Maradona"

2 yorum


"Benim adımın söylendiği ve insanların bunun ne anlama geldiğini bilmediği bir gün asla olmayacak."
fotoğraf: Steve Powell / Allsport
(Belçika - Arjantin, 1982 / Camp Nou)

Vassel İmzaladı

2 yorum


Konuyla ilgili açıklama NtvSpor yoluyla başkan Cengiz Topel'den geldi. Vassel önümüzdeki sezon Ankaragücü forması giyecek. 1 yılı opsiyonlu 3 yıllık anlaşma yapılmış.

Ankara'da büyük işler başarabilecek 1 kulüp varsa o da taraftarı sayesinde Ankaragücü. 100. yılda Ankaragücü için büyük bir isim getirdiler. Vassel'in son yıllardaki performansı beni hiç alakadar etmiyor. Vassel lige renk katacaktır. Çok da büyük işler başaracağını sanmıyoum ama getirdiği heyecan yeter. Bolca Ceyhun'un pasları ile Vassel'in araya kaçışlarını izlemeyi umuyorum. Taraftarlar da Vassel'den memnundur heralde. Bu zamana kadar çoğu kez yönetim için tezahürat yapan ''gecekondu'' 100. yılda takımına mutlaka sahip çıkacaktır.

Benzema Real Madrid'de

1 yorum


Perez'in atakları sessiz ve derinden devam ediyor. Kaka, Ronaldo ve Albiol'den sonra talibi çok olan Karim Benzema'yı da kaşka gözle bitirdi Real Madrid. Resmi açıklama Lyon'dan geldi. Bu sefer Real Madrid'in kasasından çıkan miktar 35m € olmuş. Böylelikle Perez'in transfere harcadığı para ayağının tozuyla 200m €'yu buldu. Bu arada David Villa için Barcelona'nın yolu açıldı. Barcelona daha ne kadar sessiz kalır merak ediyorum ama az ve öz bir transferle sezonu kapatacaklarını tahmin ediyorum.

Real Madrid'in transfere ayrılmış daha ne kadar bütçesi var bilmiyorum ama defansa da birkaç takviye yapılacak muhtemelen. Zira mevcut transferlerle hücum hattı defansı ziyadesiyle tartıyor. Aynı ağırlıkta takviyeler olması olanaksız olsa da beklere yapılacak takviyelere hala ihtiyaç var. Bu yaza kattığı heyecan için Florentino Perez'e bir teşekkür de bizden gelsin. Bakalım Maicon kimin elinde kalacak...

Serie A Resmi Topu

3 yorum



Nike Total 90 Ascente

Ayhan Tumani

1 yorum



Yeni teknik kadro hakkında hiç yazı yazmadık blogda. Biraz bekleyelim görelim istedik. Zira Aragones ile yolların ayrıldığına dair resmi bir açıklama bile gelmedi daha. Klasik deyimle bugün top başı yaptı Fenerbahçe. Christoph Daum ve Roland Koch bildiğimiz ve tanıdığımız isimler. Daum hakkında ilerleyen günlerde geniş bir yazı yazacağız. Dikkatimizi çeken Ayhan Tumani'yi tanıyalım bu yazımızda.

Ayhan Tumani futbola Almanya'da gurbetçi bir ailenin çocuğu olarak başlıyor. Almanya'nın alt liglerinde forma giyiyor çoğunlukla. 96/97 sezonunda Arminia Bielefeld kulübünden Hollanda'ya, Volendam'a transfer oluyor. Bir sezon sonra da Nec Nijmegen takımına geçiyor. Nec Nijmegen de iyi bir performans sergiliyor ve Beşiktaş'a transferi gündeme geliyor. Onu Beşiktaş'a isteyen ise Feldkamp. Ayhan Tumani İstanbul'a geliyor ve sağlık kontrolünden geçiyor. Beşiktaş yönetimi futbolcunun sakat olduğunu ve dolayısıyla sözleşme imzalayamayacaklarını söylüyorlar. Ayhan Tumani ise sakat olmadığını belirtirken, Feldkamp da Beşiktaş yönetiminin bu kararına tepki gösteriyor. Tumani de soluğu Bundesliga 2 de Hannover 96 kadrosunda alıyor. Bir sene sonra Türkiye'ye dönüp 2000/2001 sezonunun devre arasında Hatayspor'a transfer oluyor ve 2001/2002 sezonun bitiminde tekrar Almanya'ya dönüp alt liglerde futbol yaşantısına devam ediyor. 2006/2007 sezonuna kadar Almanya'nın alt liglerinde forma giyiyor.

Futbolu bıraktığı takım olan 3.lig takımı Wuppertaler takımında 1 sezon(2007/08) yardımcı antrönörlük yapıyor. Daha sonra Köln Spor Akademisine başlıyor ve 11 ay süren eğitimin sonunda 24 kişi arasında ilk 4'e girerek "UEFA Pro Lisans" diploması alıyor. Stajını da FC Köln'de, Daum'un yanında yapıyor. Sezon bitiminde de Daum ile beraber Fenerbahçe'ye imza atıyor. Yaklaşık 1 ay önce verdiği bir röportajda ''Teknik direktör olarak futbol oynadığım Almanya ve Hollanda'nın yanı sıra İspanya ekolünü de çok beğeniyorum. Özellikle Barcelona'nın şu an oynadığı pasa dayalı, hızlı hücum futbolunu tercih ediyorum. Tabi ki defansı da iyi yapabilen, ama asıl hedefi futbol oynamak olan bir taktik benimsiyorum" demiş.

Fenerbahçe'de Daum'un yardımcılığını yapacak. Belki tercümanlığını da yapacaktır. Murat Kuş geçen seneye kadar Daum ile birlikteydi ama geçen sezon Çaykur Rizespor'a genel menejer olmuştu. Bu sezon bildiğim kadarıyla görevinden ayrıldı ve Nihat'ın menejerliğini üstlendi.

Coupet & Landreau

2 yorum


Bugün Mevlüt yalnız imza atmayacak PSG'ye. Mevlüt'le beraber Coupet de imza atacak. Coupet, Landreau'nun yerine kaleye geçecek. Landreau'nun kulüp yönetimi ile sorunları vardı. Paul Le Guen takımdan ayrılınca o da kendine yol çizmeye karar vermişti. Le Guen'in Lille'in başına geçeceği konuşuluyorken, Landreau ile de anlaştı Lille. Yalnız bu aralar ne Lille'den ne de Le Guen'den somut bir ses var.

Coupet ise Atletico Madrid'de şans bulmamaktan şikayetçiydi. Lyon'da oynarken de milli takımda oynmadığı için şikayet ediyordu. Hem Coupet'yi hem de Leo Franco'yu kaybeden Atletico Madrid ise hangi kaleci ile anlaşacak bakalım.

edit: sezon başında sergio asenjo ile anlaşmıştı atletico madrid. uyardığı için her yol roma'ya teşekkürler.

Doktor Hiddink

0 yorum


Biz Türkiye'de sigara paketinin üzerinde yazanları okuyup, anlayamadığı için gönderdik onu. Güney Kore'nin Ulsan Üniversitesi ise fahri doktora verecek kadar değerli buluyor kendisini.

foto; ansa

Konfederasyon Kupasının Ardından

0 yorum


Konfederasyon Kupası gibi organizasyonların değeri düşüktür gözümde. Bu yüzden derinlemesine analiz geçmedik blogda. Mücadele gücü yüksek Avrupa Liglerinde sadece lig maçları oynanmıyor. Torres, Kaka, Luis Fabiano gibi oyuncular dün kupanın bitişiyle bu sezon 50'in üzerinde maçta oynamış oldular. Xavi ise ABD'ye karşı oynanan yarı final maçında 68. maçını oynuyordu. Televizyon gelirleri, sponsorlar gibi etkiler futbolun yönünü çiziyor elbette. Güney Afrika da seneye oynanacak dünya kupasına hazırlık için gelir elde etmiş oldu.

Avrupa futbolunun sistematik olarak devamlı kendini geliştirmesi diğer kıtaların yetişmesini engelliyor. Diğer kıta ülkelerinin Avrupa'da oynayan futbolcu sayısı, bu tarz global organizasyonlarda ülkelerinin rekabet etmesini sağlıyor. Final oynayan Amerika kadrosunda 4 tane İngiltere Premier Lig futbolcusu bulunuyor. Bunun dışında 12 futbolcusu da Avrupa'nın çeşitli liglerinde oynuyor. İspanya'ya karşı oynanan mükemmel futbolun yaratıcıları Dempsey Fulham'da, Bradley B. Mönchengladbach'ta forma giyiyor. Alditore ise sezonu Xerez'de kiralık olarak geçirdi. Önümüzdeki sezon muhtemelen Villarreal'e geri dönecektir. Nihat'ın Beşiktaş'a dönmesinin etkenlerinden biridir kendisi. Bir de Onyewu Fenerbahçe için çok konuşuldu. Kupa maçlarına bakarak kendisi hakkında yorum yapmak yanlış olur. Ceza sahası içinde etkili bir isim olduğu kesin. Geniş alanda ne kadar etkili bilemiyorum. London Donovan ise Avrupa'da hala bir şansı hakediyor.

İspanya egolarının kurbanı oldu. Yenilmeme rekorunu egale etmeleri, ABD'nin mucizevi bir şekilde yarı finale çıkması onları fazlasıyla rahatlattı. Klasik oyuncuları dışında öne çıkan bir isim yoktu. Güiza'nın yine son maçta açılması not olarak düşülebilir ama o maç dışında sadece Irak'a karşı 15dk oynadığını belirtelim.

Brezilya ise farkını koydu. Eğer işiniz Brezilya'ya düşerse sıkıntı yapmayın. Brezilya o maçı sizin için kazanacaktır. İtalya maçına benzer bir maçta, 2002 dünya kupasında bize 2. turu armağan etmişlerdi. Yalnız rekabetin daha üst düzey olacağı Dünya Kupasında başarılı olacaklarını düşünmüyorum.

İtalya ise hayal kırıklığı oldu kupanın. Mısır da ayağına gelen şansı tepen oldu. Dünya Kupasında daha başarılı olacakları kanısındayım. Bir de bolca magazin haberi çıkardılar medyaya. Ben yorucu bir sezonun ardından alem yaptıkları kanısındayım. Güney Afrika'da ise öne çıkan isim Parker'dı. Parker Kızılyıldız'da forma giyiyor ve geçtiğimiz sezon ligde 16 maçta 6 gol attı.

Kaka en değerli olarak altın top ödülünü alırken, gümüş topu Luis Fabiano, bronz topu da Dempsey adı. Altın eldiven tabi ki Howard'ın oldu. Gol kralı ise 5 golle Luis Fabiano. Vuvuzela ise kupanın rengidir. Türkiye'de bile satışları başlamış durumda. Önümüzdeki sezon kendi stalarımızda görmeyeceğimizi kim iddia edebilir.

avrupa'da transfer 2008/09 vol.5

3 yorum


Danijel Pranjic - Heerenveen - Bayern München (7.700.000 euro)
Marko Marin - B.Mönchengladbach - Werder Bremen (8.200.000 euro)
Franco Zuculini - Racing Club - Hoffenheim (4.600.000 euro)
Bruno Zuculini - Racing Club u19 - Hoffenheim (1.400.000 euro)
Fabian Vargas - Boca Juniors - Almeira (bedelsiz)
Ben Sahar - Chelsea - Espanyol (1.000.000 euro)
Marco Motta - Udinese - Roma (3.500.000 euro)
Ignazio Abate - Torino - Milan (3.000.000 euro)
Javier Pastore - Huracan - Palermo (5.750.000 euro)
Nene - Nacional - Cagliari (4.500.000 euro)
Camilo Zuniga - Siena - Napoli (8.500.000 euro)
Morgan De Santchis - Sevilla - Napoli (1.700.000 euro)
Domenico Criscito - Juventus - Genoa (5.500.000 euro)
Junichi İnamoto - E.Frankfurt - Rennes (bedelsiz)
Djimi Traore - Portsmouth - Monaco (bedelsiz)
Orlando Engelaar - Schalke - PSV (4.000.000 euro)
Javier Saviola - Real Madrid - Benfica (5.000.000 euro)
Leandro Almeida - Atletico Mineiro - Dinamo Kiev (2.000.000 euro)
Thomas Vermaelen - Ajax- Arsenal (10.000.000 euro)
Glen Johnson - Portsmouth - Liverpool (20.500.000 euro)
Roque Santa Cruz - Blackburn - Manchester City (21.200.000 euro)
Matt Derbyshire - Blackburn - Olympiakos (3.000.000 euro)
Olof Mellberg - Juventus - Olympiakos (2.500.000 euro)
Djibril Cisse - Marseille - Panathinaikos (8.000.000 euro)
Konstantinos Katsouranis - Benfica - Panathinakos (3.500.000 euro)


Pranjic hem sol bek hem sol açık oynayabiliyor. Heerenveen'de harika bir sezon geçirerek 18 gol attı. Bayern onu sol açıkta oynatacaktır muhtemelen. Bir diğer sol açık transferini de Werder Bremen Marin'i alarak yaptı. Diego'nun yerine tahminen Mesut Özil'i geçireceklerdir. Mesut UEFA finalinde Shacktar'a karşı forvet arkası oynamıştı. Pek başarılı olduğu söylenemez o maç için için ama Schaaf'ın Mesut'a güvendiği kesin. Hoffenheim 2 kardeş kaptı Arjantin'den. Franco Zuculini 18, Bruno Zuculini 17 yaşında. Acaba kardeşlerin anne ve babasını da almış mıdır? Özellikle Franco Maradona'nın gözbebeği. Roma Motta'yı sanıyorum ki satınalma opsiyonu ile ucuza kapatmış. 3,5m euro'dan daha fazla ederi olan bir defans. Defans diyorum ki çünkü stoperde de oynayabiliyor. Geçen sezonu Udinese'de başlayıp Roma'da kiralık bitirmişti. İnamoto Rennes'de. Rennes sesimizi duydu heralde! Engelaar'ı EURO 2008'de çok beğenmiştim. Schalke'de işler yolunda gitmedi. Schalke 5.5m euro'ya Twente'den aldığı oyuncuyu 4m euro'ya PSV'ye verdi. Chelsea gönderdiği Glen Johnson'ı 2 sene sonra tekrar almak istedi ama yandı bir kere keten helva. Liverpool'u seçti milli sağ bek.

Yunan milletiyle bir çok benzerliğimiz vardır. Bunlardan biri de futbol. Zaman zaman onlar Avrupa kupalarında önemli işler yapar zaman zaman da biz yaparız(gerçi onlar daha çok yapar). Hem Galatasaray hem Beşiktaş yana yana stoper arıyorlar. Mellberg'den daha iyisini mi bulacaklar acaba. Derbyshire geçen sezon devre arasında kiralık gelmişti. Ligin sonlarına doğru bir çıkış gösterdi. 7 maçta 5 golü var. Cisse kırılan ayağını iyileştirdikten sonra işleri rayına pek oturtamadı. 8m euro vermiş Pana. Katsouranis Aek ile Avrupa'ya gitti, Pana için geri geldi.


Michael Jackson (r.i.p. 26.06.2009)

2 yorum


Dünyanın en ünlü insanı olduğunu düşündüğüm bir adam Michael Jackson. Hatta basitleştirirsek en akılda kalıcı yabancı isim çocuklar için. Müziğiyle uzaktan yakından ilgisi olmayan, bir kere bile dinlememiş kişilerin bile nerdeyse yolda görseler tanıyacakları bir kişi Michael Jackson. Az önce ajanslarda geçen habere göre ani kalp durmasıyla hayatını kaybetmiş. Ölümüyle bir devir tam anlamıyla kapandı. Çünkü daha önce hayatını kaybetmiş diğer kült kişilerden farklı olarak Michael Jackson'dan 1 tane vardı ve bir başka türevi yoktu. Bir Elvis Presley ölür, arkasından çok iyi rock'n rollcular gelir, bir Freddie Mercury ölür, zaman içinde yeni vokal yetenekleri çıkar. Ama Michael Jackson bundan sonra sadece çeşitli gösterilerde taklit edilir. Zira kendi açtığı devri kendisi kapattı yine. Müziği bir yana, kilometrelerce uzaktan tanınan tarzıyla bıraktığı etkiden olsa gerek seven sevmeyen herkesi üzmüştür. Gerçi mevcut haliyle magazinden başkasına pek bir hayrı yoktu ama dünyanın en büyük yıldızından -di'li geçmiş zamanla bahsetmek garip olacak.

Benzeri durumlarda "zamansız" veya "erken gitti" denir. Michael Jackson için ise durum biraz farklı. Kendisi 51 yerine 80 yaşında da gitse uyandırdığı hiç çok farklı olmayacaktı muhtemelen. Çünkü burada ölümüne üzüldüğümüz bir müzisyenden ziyade gerçek anlamda bir ikon. Bir şey yapmasa da ayakkabılarının ucunda, burada akşamken orada sabah olan bir yerde dursa da olurdu.


Siyah ayakkabı içine beyaz çorap giymenin hanzoluk olduğunu düşünenlere tokat gibi bir cevaptın sen Michael Jackson.



Billie Jean'e saygıyla...


Nelson Mandela

1 yorum


Aaron Mokoena Brezilya maçı öncesi 91 yaşındaki efsane devlet başkanı Nelson Mandela'ya Güney Afrika formasını takdim ederken.

foto; Afp

Nihat Kahveci Beşiktaş'ta

1 yorum


Beşiktaş yönetimini transfer dönemi buhranından kurtaracak transfer bu gece gerçekleşti ve Beşiktaş Nihat'la 3 yıllığına anlaştı. Şampiyonluk sonrası transfer konusunda gerilimli bir dönem geçiren Beşiktaş, Mehmet Topuz'un Fenerbahçe ile anlaştığı gece daha önce kulübüyle anlaştığı Nihat Kahveci'den de olumsuz yanıt almış ve şampiyonluk sevincini törpülemişti. Sonrasında beklenen kalibrede bir transfer gelmediği gibi Gökhan Zan'ın da Galatasaray'la anlaşması, her ne kadar taraftarı üzmeyen bir haber olsa da transfer döneminin pek parlak geçmediğini hissettirmeye yetmişti.

Bugün akşam saatlerinde bir haber sitesinde Nihat'ın, Yıldırım Demirören'e bir hatır ziyaretinde bulunduğunu okumuştum. Haberi okurken de bu ziyaret esnasında Yıldırım Demirören'in duygusal bir ortam oluşturarak Nihat'a bir ikna turu yapma ihtimalini aklımdan geçirmiştim. Olaylar bu yönde mi gelişti bilmiyorum. Hatta bu hatır ziyaretinin doğruluğundan bile emin değilim ama az önce Ntv Spor'da son dakika haberi olarak gördüğümde ilk aklıma gelen ihtimal yine bu oldu. Eğer öyleyse umutların kesildiği bu transferde Yıldırım Demirören içinden "Seni Allah gönderdi" demiştir.

Beşiktaş'ın Nihat'tan çok bir "Nihat transferi"ne ihtiyacı olduğu açıktı şu dönemde. Nihat'ın varlığı her daim takıma katkı sağlayacaktır ama normal şartlarda Holosko'nun olduğu bir takımda çok fazla ihtiyaç duyulan bir oyuncu değildi bana göre. Ama iyi yanından bakacak olursak Beşiktaş bu mevkide uzun vadeli bir rotasyon için önemli bir oyuncu kazanmış oldu. Üstelik taraftar tarafından oldukça sevilen ve yıllardır istenen bir oyuncu olması da avantajı. Bana göre gerekliliği tartışılır olsa da Beşiktaş için önemli bir ferahlatıcı etki oldu Nihat transferi. Tabi hepsinden önemlisi Beşiktaş'ın artık gerçek bir kaptanı oldu...

Robert Acquafresca

2 yorum


Acquafresca 2 sezondur Cagliari de. 07/08 sezonunda 10 gole, 08/09 sezonunda da 14 gole imza attı. Torino alt yapısından yetişme bir oyuncu. Polonyalı bir anne ile İtalyan bir babanın oğlu. 87 doğumlu ve henüz 18 yaşında İnter'e transfer oldu. İnter formasını giydi mi hiç bilmiyorum. İnter'e transfer olduğundan beri kiralık olarak Serie A'da boy gösteriyor. Cagliari öncesi 2 sezon da Treviso geçmişi var. Yıldızı son dönemlerde fazlaca parladı. İtalya u21 de sürekli şans bulan bir oyuncu. 18. u21 şampiyonasında da beyaz rusya'ya 2 gol atıp italya'nın 2-1 kazanmasını sağladı. 2-3 yıl içerisinde İtalya'nın A takımında sıklıkla görebiliriz.

İnter, Motta ve Milito'nun transferleri sonrasında Genoa ya vermişti Acquafresca'yı. Genoa ise bu sezon Floccari ve Crespo'yu kadrosuna kattı. Acquafresca'ya ihtiyacım yok diyorlar ve kiralayacak kulüp arıyorlar. Atalanta Floccari'nin yerine onu istiyor. Juventus ve Fulham ile de adı anıldı Acquafresca'nın. Acquafresca'nın menejeri Atalanta ile büyük oranda anlaşmış. Genoa'nın cevabını bekliyorlar. 3 gün içerisinde Atalata'ya imza atması muhtemel.

Slumdog Millionaire

3 yorum


İlk başta filmden beklediğimi bulamadım diyeyim. Hele ki 8 oscar lafını duyduktan sonra. Arkadaş tavsiye ettiğinde, ''hint filmi mi? la la la laaaa aaa diye oynuyorlar mı bari?'' diye sormuştum. Heralde ilkokul yıllarından sonra izlediğim ilk hint filmi oldu. Bizde ki ''Kim 500 milyar ister'' yarışmasının hint versiyonu olan yarışmada yarışan hintli bir gencin, çıkan sorulardan yaşadıklarını anlatan bir film. Şarkı söyleyip, oynamıyorlar filmde. Yalnız eski türk filmleri ile hint filmlerindeki benzer aşk teması işlenmiş. Bunun içine biraz da ''cidade de deus'' koyun. Hemen hemen böyle bir film. Kötü demiyorum. İzleyince mutlaka beğeneceksiniz. Hindistan'ı anlatan sahneler güzel işlenmiş. Ben de beğendim filmi ama 8 oscar verecek kadar beğenmediğimi rahatlıkla söyleyebilirim.

İlla ki PSG

1 yorum


Mevlüt'ü ben her zaman Serhat Akın'ın iyi dönemlerine benzetirim. Sprinter özelliği dışında pek fazla artısı yok. Serhat Akın'ın Türkiye liginde, Mevlüt'ün de Fransa liginde oynayacak kadar gol vuruşu ve tekniği var o kadar. İleride Milli takımı uçuracak bir performans da beklemiyorum Mevlüt'ten. Serhat'ta ki düşüş malumunuz. Mevlüt revaçta şu aralar. Özellikle PSG çok istiyor Mevlüt'ü.

Her ne kadar Sochaux ilk başlarda Mevlüt transferi konusunda gönülsüz davransa da, Mevlüt'ün PSG transferinde sona yaklaşılmış gibi gözüküyor. PSG nasıl bir aşkla sarıldıysa Mevlüt'e, 8 milyon euro luk teklif ile Sochaux'un kapısına dayanmış. Mevlüt'ün de gönlü bu yönde. Zaten transferin bu kadar uzun sürmesinin amacı Mevlüt. PSG istiyor, Mevlüt istiyor, Sochaux vermiyor. Görünen o ki hem Mevlüt hem de PSG mutlu sona ulaşacaklar.

Olmadı Sadri Başkan

2 yorum


Çoğu yeni başkan görevine gelir gelmez kendi mantalitesine uygun bir hoca getirir. Zira o koltukta oturmasının sebeplerinden kendinden öncceki yönetimin başarısız olmasıdır. Sadri Şener geldiğinde Ersun Yanal'da (yanlış hatırlamıyorsam) 2 ay önce gelmişti. Sezon sonu geldiğinde Sadri Şener teknik direktörü yollamayı bırakın bir kenera, teknik direktörün isteklerine göre transferler yaptı. Ersun Yanal'da bu ülkede gerek kendine has oyun yapısı, gerek çalışma biçimi ile Anadolu'nun diğer teknik direktörlerinden ayrılan bir isim. Milli takıma da çok erken seçilmişti. Bence biraz daha ligde at koşturması gerekliydi.

Hücum gücü yüksek takım kurması ve çeşitli atak varyasyonları ile beyinlere kazındı. Bu özellikleri sayesinde Trabzon taraftarını da mutlu edebilecek bir isimdi. Rahatlıkla Trabzonspor için biçilmiş kaftandı diyebiliriz. Sezona da (kiralık gidenleri çıkarırsak) 10 yeni oyuncu ile başladı. Devre arasında da 2 yabancı transfer edildi(alanzinho ve faty papy) Hani çok kulladığımız rotasyon sözcüğünün dibine vura vura. kalecisi yeni(sylva), 2 stoper yeni (song-egemen), sol bek yeni(cale), orta sahaya 2 yeni isim(colman, selçuk) ve umut'un yanına yeni santrafor(gökhan ünal). Yedekte Giray Kaçar, Ceyhun Gülselam, Isaac gibi yeni isimlerde var. Yapılan transferler iyi ama bu kadar yeni isimle şampiyon olmayı bırakın şampiyonluğa oynamak bile başarıdır bana göre. Sezon başında kime sorsanız vereceği cevap takımın bir yerde tekleyeceğiydi. Sezona bence müthiş başladılar. Trabzon deplasmanı tekrar anlam kazanmaya başladı. Hatta Ersun Yanal daha olgunlaşmıştı ve oyunun defansif yönünü de oynayabilen bir takım yaratmıştı. Yalnız hala eksiklerin olduğu ve transfere ihtiyaç olduğu da göze çarpıyordu. Sezon ilerledikçe takımda düşüş başladı doğal olarak. Buna rağmen düşüş başlangıcında ki maçlarını zararsız atlattılar ve şampiyonluk potasından kopmadılar. Evlerinde kaybettikleri Denizlispor ve Konyaspor maçları ve deplasmanda kaybedilen Sivasspor maçına rağmen kopmadılar yarıştan.

Sezon Trabzonspor adına fazlasıyla olağan gelişti ve bitti. Elde ki yeni yapılanan kadro ancak bunu yapabilirdi. Trabzonspor yönetimi sezon başında ne kadar çok aferim aldıysa sezon sonuna doğru bir o kadar da zayıf aldı. 25 Nisan'da kaybedilen Sivasspor maçından sonra geçen 2 aylık süreç soru işaretleri ile dolu. Ersun Yanal'ın gidişine zemin hazırlayıp istifasına engel olamamakla başlayan süreçte Samet Aybaba'ı getirmeye çalışmak ve sonra yönetimin istifa etmesi. Güven tazeleyerek tekrar yönetime geçebilirsiniz ama kendi ektiğiniz tohumları kendiniz yakarak hasattan oldunuz. Eriksson, Topmöller, Zaccheroni, Şenol Güneş dolanıp duruyorsunuz.

Hugo Broos ile anlaşılmış. Bir sorun çıkmazsa önümüzdeki sezonu Belçikalı'ya emanet edecekler. Ne kadar başarılı olur muamma. Bence başarılı olması çok zor. Bildiğim kadarıyla Şenol Güneş'in sözleşmesi de aralık ayı itibariyle bitecek. 6 ay sonra gazetelerde ''güneşli günler'' başlıklarını görür gibiyim.

Gökhan Zan Galatasaray'da

1 yorum


Resmi site yaptı açıklamayı. ''Sözleşmem bitti, yönetim benle görüşmüyor'' tarzı kelimeler Gökhan'ın ağzından dökülmüştü dün. Demek zemin hazırlığı yapmak içinmiş bu kelimeler. Beşiktaş yönetimi fireleri vermeye devam ediyor. Yerine daha iyisini alamadıktan sonra yerli statüsündeki bir futbolcunun kalmasında her zaman fayda vardır. Galatasaray büyük bir oh çekmiştir bu transfer sorasında. 8 milyon euro'ya giden Servet'in yerine bedelsiz Gökhan Zan çok büyük kardır bana göre. Yanına da kaliteli ve Gökhan ile uyumu sağlayacak bir yabancı alındığı takdirde stoper sorununu halleder bence Galatasaray. Bu transfer sezonunda sessiz, derinden ve ihtiyaca yönelik transferler yaptığı için Galatasaray yönetimini kutlmak gerek.

Uefa Avrupa Ligi 1. ve 2. Ön Eleme Eşleşmeleri

0 yorum


2. ön eleme turundan turnuvaya katılacak olan Galatasaray Kazakistan'ın FC Tobol takımıyla eşleşti. Galatasaray'ın rahatlıkla eleyebileceği bir takım gelecekti zaten ama Tobol çok rahat bir eşleşme oldu gibi. Kötü bir hazırlık karşılaşması olarak da görebiliriz bunu.






1. ön eleme turu

2.ön eleme turu

Özer Hurmacı

4 yorum


İmza töreninde başkan yok, yönetici yok. Sportif direktör olarak Aykut Kocaman var. Yıllardır görmek istediğimiz resimlerden biri. İnanıyorum ki bir gün kupa törenlerinde takım elbiseli adamlardan çok formalı adamları göreceğiz.

Özer şatafatını saha dışından çok saha içinde gösteren bir isim. Teknik ve şova yönelik özelliklerinin yanı sıra takım oyununa olan yatkınlığı, Aykut Kocaman gibi bir değerden aldığı değerleri ile geliyor Fenerbahçe'ye. Muadilleri gibi 6 ayda 1 senede parlayıp gelmiyor Fenerbahçe'ye. 3 senedir istikrarlı bir şekilde yükseliyor. Daum inandığı oyuncuyu kaybetmeye değil kazanmaya çalışan bir isim. Daum'un da Özer'e katacağı değerlerle futbolunu bir üst noktaya taşıyacağın düşünüyorum.