Fenerbahçe 3 - 0 Bursaspor
Etiketler: futbol, massimo 1 yorumGönderen massimo zaman: 00:08 Bu kayda verilen bağlantılar
Uğur Boral'ın Gelişimi
Etiketler: futbol, massimo 4 yorumGönderen massimo zaman: 01:35 Bu kayda verilen bağlantılar
Galatasaray'ın Transfer Rotası
Etiketler: futbol, massimo 5 yorumGönderen massimo zaman: 02:01 Bu kayda verilen bağlantılar
Jo Galatasaray'da
Etiketler: futbol, massimo 0 yorumGönderen massimo zaman: 20:32 Bu kayda verilen bağlantılar
Don't Forget To Support Haiti
Etiketler: foto, massimo 0 yorumGönderen massimo zaman: 16:16 Bu kayda verilen bağlantılar
Gökhan Ünal Fenerbahçe'nin İhtiyacı mıdır?
Etiketler: futbol, massimo 6 yorumGönderen massimo zaman: 01:55 Bu kayda verilen bağlantılar
Tiago & Maxi
Etiketler: futbol, massimo 0 yorum
Her iki transferde de güzel kareler yakalanmış. Tiago'nun tanıtımı için Vicento Calderon'un bir bölümü karlardan arındırılmış. Maxi ise ilk sınavını FA Cup maçında Reading'e karşı tribünde vermiş. Her iki takımı da ne kadar kurtarır bu transferler göreceğiz. Rodriguez bu kadar gözden düşecek bir adam değildi. Futbolda dün yoktur bugün vardırın bir kanıtı. Kaptanlık da bir yere kadar. Oynamıyorsam giderim. Dünya Kupası arifesinde kural bu kadar basit.
Gönderen massimo zaman: 00:59 Bu kayda verilen bağlantılar
Juventus 0 - 3 Milan
Etiketler: futbol, massimo 0 yorum
Bu akşam renkli bir futbol akşamını geride bıraktık. Futbolseverler açısından kötü olan 3 güzel maçın aynı saatlere denk gelmesiydi. Afrika Uluslar Kupası'nın açılış maçında ev sahibi Angola, Mali karşısında 4-0 öndeyken son 11 dk da yediği 4 golle 4-4 berabere kaldı. Başka bir deyişle Mali bir mucizeyi gerçekleştirdi. Bir başka kanalda Barcelona Tenerife'yi 5 ledi. Benim tercihim olan ve son derece temposuz geçen maçta Juventus evinde Milan'dan 3 yedi.



Gönderen massimo zaman: 02:09 Bu kayda verilen bağlantılar
Önder & Kazım
Etiketler: futbol, massimo 0 yorumGerçeği yansıtmadığı kaydedilen bazı haberlerle ilgili olarak da, "Fenerbahçe Spor Kulübü futbolcularının bonservis bedelleri sözleşmelerinde belirtilmektedir. Bu bedellerin değişmesi ya da değiştirilmesi söz konusu değildir" denildi.
Gönderen massimo zaman: 16:45 Bu kayda verilen bağlantılar
Celtic 1 - 1 Rangers
Etiketler: futbol, massimo 0 yorum
Haftasonu Celtic Park ta Old Firm vardı. Maç yazısını aslında izler izlemez yazmak isterdim ama maç sonrası çıkan işlerim dolayısıyla bu güne sarkıtmak zorunda kaldım. Bloglarda da 3-4 blog dışında derbiye değinen olmamış. En azından dikkatimi çeken bir kaç şeyi geç de olsa yazmak istedim.
Maçın ilk 10 dakikası dengede başlamıştı. Celtic biraz baskın gözükürken 13. dk da Nacho Novo sakatlanarak oyundan çıktı. Rangers için ciddi bir kayıptı. Ortasahada hiç etkin olamayan Rangers'a karşı Celtic her geçen dakika baskısını arttırdı. Düşük olan tempo da biraz olsun hızlandı. Fortune'nun sayılmayan golü ofsayt mı yoksa faul mü pek anlayamadım ama 1,86 lık McGregor'un elleriyle uzanamadığı topa 1,82 lik Fortune'nun kafasıyla uzanması takdir edilesi. Burada Celtic forvetlerine bir parantez açmak lazım. McDonald, Fortune, Samaras ve Maloney gibi çeşitli alternatifleri olan bir takım Celtic. Maça fizik mücadeleyi öne çıkarabilecek Fortune ve Samaras ile başladılar. Genelde Samaras-McDonald ikilisi ile çıkıyor maçlara Celtic. Fortune 2. yarılarda şans buluyor. 'Hakan Şükür tipi çağdaş forvet' Samaras bugün çok iyiydi. Manchester City'de beklenen çıkışı yapamamıştı. Yarım dönem kiralık oynadığı Celtic'te de düşen piyasası ile birlikte 2m paund gibi bir rakamla transfer oldu. Şu an ki fiyatını muhakkak 2 ye 3 e katlamıştır ama pek riskli bir transfer hamlesi gibi durmuyor. Tekrar maça dönelim. İlk yarı itibariyle Rangers hiç bir varlık gösteremedi. K.Miller'ın olmayşı, Nacho Novo'nun sakatlanması ve Lafferty'nin ligin en çok gol atan ismi Boyd'a top taşıyaması Rangers'ı tamamen gole uzak bir görüntüde kıldı.
İkinci yarı, ilk yarının devamı niteliğinde Celtic baskısıyla ve orta şeker bir tempo ile başladı. Dakikalar geçtikce Rangers tempoyu tekrar düşürdü ve oyunda hemen hemen dengeyi sağladı. 71. dakikada McDonald'ın oyuna girmesiyle Celtic tekrar baskın hale geldi ve 79.dk'da golü buldu. 2 dakika sonra McCulloch kornerden gelen topa resmen bir beyzbol sopası gibi vurarak durumu eşitledi. Bundan sonraki dakikalarda da Samaras ve Fortune bulduğu pozisyonları değerlendiremeyince Celtic'in hakkı olan maç berabere bitti.
Gönderen massimo zaman: 17:29 Bu kayda verilen bağlantılar
Romalı Toni
Etiketler: futbol, massimo 0 yorumGönderen massimo zaman: 00:18 Bu kayda verilen bağlantılar
Kısa Kısa Yılbaşı
Etiketler: kısa kısa, massimo 1 yorum- 31 Aralık herkesin övdüğü, yermediği bir gün. Ben yeriyorum arkadaş. İçimde bir kıpırtı var ama sevmiyorum bu günü. 31 Aralık demek sadece yıl sonu değil, ay sonu demek, paraların suyunu çektiği gün demek. Bir patron da cebinden balyayı çıkarıp ''yarın yılbaşı, ihtiyacın olur'' diyip para vermez. Bayram öyle mi? Patron kucaklar koliyi gelir. Bulgurundan pirincine, fasulyesinden salçasına kadar hepsi vardır. Bir de çıkarıp 50 lik attın mı demeyin keyfime.
- 70 ler, 80 ler, 90 lar konuşulur ya hep, 2000 lerde ne oldu acaba. 90 lardan çok mu farklıydı ? 80 ler çok farklı gelir ama 90 lar bizdendi. 2010 a geldik 90 lardan aklımda bi tek pop müzik kalmış. 90 lar pop güzeldi sevgili okur. Belki de ben çocuk olduğum olduğum için bana öyle geliyor. 2000 ler sanırım rock müzik yılı olarak geçti. Rock partisi düzenlemeyen üniversiteyi aşağıladılar, rock dinlemeyen üniversite gencini hor gördüler. Kıraç dinleyen adam bile prim yaptı. 2000 lerin sonlarına doğru alterno gençlik ve elektronik müzik revaçta. Sanırım 2010 lar böyle alterno çocuqlarla geçecek. Benim için 2000 ler patates kızartması, cola ve asla eriyeceğine inanmadığım bir göbek olarak geçti.
- 2000 lerin sonlarına doğru bir dizi furyası başladı. Anneler, babalar ulusal kanallara takılırken, gençler ve kendini genç hissedenler lost, himym, six feed under izlediler. En büyük damgayı şüphesiz Kurtlar Vadisi vurmuştur. Tüm bölümlerini toplasan 4 te 1 ini izlemişimdir ama bok atacak değilim, güzel diziydi. ''Racon kesmiyoruz, kafa kesiyoruz'' sahnesi yerli Tarantino'ydu.
- Her aralık ayı aynı zamanda Milli Piyango ayıdır. Bir ara her sene 1 tane yarım bilet alırdım. 2 sene üst üste son 2 rakamı bulmuştum. Biriyle hesap makineli casio saat almıştım. Diğerini de arkadaşlarla yedik. 3. kez yarım bilet alışımda son 2 yi tutturamadım. Ayrıca büyük ikramiyenin her sene çeyrek bilete çıktığını farkettim. 4-5 senedir bilet de almıyorum.
- Büyük ikramiye çıksa ne yaparım onu da bilmiyorum. Benim gibi bir adam o parayı bulunca sadece oturur. Parayı değerlendirecek bırak bir yatırımı, mahalleye dükkan bile açmam. Yine çeyrek bilete çıkacağını varsayarak 7,5 milyon lira üzerinden hayal kuralım. Açık konuşayım Şükrü Saraçoğlu'nun en güzel yerinden kombine almam. Mantıklı düşün. İstediğin maçı istediğin yerde izleyek durumdasın. İlk önce Panathinaikos vs Olympiakos basket maçına giderim. Oradan sağ çıkarsam doğru Buenos Aires'e Boca Juniors vs River Plate maçına. Bu 2 maçı atlatırsam Avrupa kolay. (Hatırlatayım dedim, bu haftasonu Old Firm var.)
- Geçen sene yılbaşı gecesini askerde, Ağrı'da geçirdim. Filmlerle tek benzer yanı kardı(gerçi İstanbul'da o bile denk gelmiyor). Akşam yemeğinde herkese yarım muz ve yaklaşık yarım kilo karışık çerez ikram ettiler. Çerezi severim. Kendiminkini bitirip arkadaşın beyaz leblebilerine ortak olmuştum. Ertesi gün de tatildi. Bütün gün 3. sınıf Amerikan filmi izlemiştik. Acaba Sencer ne yapar. İskenderun'da kesin balık yedirirler buna.
- Orta okulda iken yılbaşı çekilişi yapmıştık. Herkes birine hediye alıyor ama sözde kim kime hediye alıyor bilinmiyor. Ben Evren'e hayatı boyunca kullanmayacağı bir dolma kalem almıştım. Osman'da bana hayatım boyunca kullanmayacağım bir noel baba mumu almıştı. Bir kere kullanayım dedim annem ''yakma o hediye'' demişti. Ha bir de aslında bana hediye alması gereken kişi Mine idi. Gitmiş Osman'la değiştirmiş kaltak.
- Eskiden yılbaşı daha mı güzeldi yoksa bizim aile mi gençti çözemedim. Ya biz birilerine giderdik ya da birileri bize gelirdi. Bir de hep dansöz beklenirdi TV de. Şimdi Victoria's Secret'i bekliyor çağın genci. Eskiden daha şeymişiz. Neyiz tam bilemiyorum ama Dansöz izlemek Victoria's Secret izalemekten daha güzel gibi.
- Bu kısa kısa nasıl dolar diye merak ederken, aslında yılbaşı için yazılabilecek çok şeyin olduğunu farkettim. Daha uzatabiliriz ama uzamasın bence. Kısa kesmekte fayda var.
- Az daha unutuyordum. Sosis Kafa adında bir blog açtım. Yazmak istenen ama bu bloga yazılamayacak bazı postları oraya atıyorum. Herhangi bir iddiası olmayan, eğlenceli olacağına inandığım, olmasa da olur bir blog. Yine de beklerim.
Gönderen massimo zaman: 13:00 Bu kayda verilen bağlantılar
Benim de Söyleyeceklerim Var! (iki)
Etiketler: life is life, massimo 2 yorum''Karşı takımın oyuncusu bizim bomboş ceza alanımızı geçip boş kalemizin önünde topu ayağıyla sabitledi ve yere eğildi. Sonra kafasıyla yavaşça sürdü kalemize doğru. Böyle bir gol, siz sevgili okurlamın da bildiği gibi normal bir mahalle takımını dağıtmasına, golü yiyen takımın kaptanının topu tutup havaya rastgele degaj çekip uzaylamasına sebebiyet vermesine, ardından dikilen topun sahibinin aşağıdaki bayırda topun peşinden küfür ederek koşmasına ve maçın bitmesini sağlamasına rağmen biz maçı bitirmedik. Kaleye doğru gidip ''Ver lan eldivenleri ben geçicem kaleye. Sen bas! Kıran kırana oynucaz'' diyerek ittim denyo kalecimizi.''
Gönderen massimo zaman: 14:44 Bu kayda verilen bağlantılar
dimassimotalentodimassimotalentodimassimotalentodimassimotalentodimassimotalentodimassimotalentodimassimotalentodimassimotalentodimassimotalento












