21 Temmuz 2008 Pazartesi

voleybol



voleybol türk insanı için, öğrencilikte beden hocalarının sunduğu alternatiflerden biridir. orta okulda bir beden hocamız vardı voleyboldan sözlü yapardı. ulan voleybolun sözlüsü mü olur. oluyor işte, bu hoca yapıyordu. listedeki 5. öğrenciye sıra geldiğinde ona şu soruyu sordu ''voleybol sahasını 2 ye ayıran çizginin adı nedir''. çocuk bilemedi, hoca listedeki 6. ya da aynı soruyu sordu. o da bilemedi. sonra 7. ye, 8. ye, 9. ya derken 25. sıradaki bana geldi aynı soru. tabi ki bilmiyorum bende sorunun cevabını. ''orta saha çizgisi'' diyerek sallama bir cevap verdim. hoca koca bir aferim oğlum dedi bana. 25 puanı haneme çizdi (gerçi o sözlünün sonucunda 35 de kaldım). tabi hoca takmış voleybola herkes öğrenecek oynayacak. hoca okul takımı bile kuruyor. yine bir beden dersinde bahçede voleybol oynuyoruz. top tam dışarı çıkarken biri ayakla müdahele etti topu içeri çevirdi. karşı takım ayaklandı ''hocam ayak var, hocam ayak var''. hoca da ''ayakla vurabilirsiniz'' dedi. biri ''kafayla da vurabilir miyiz hocam'' diye sordu. hoca ''elbette'' dedi. hoca bu lafı söyledi ya tamam artık. topa elle dokunan yok. kafayla paslaşmalar, ayak içi doldurmalar gırla gidiyor. voleybol oldu ayak tenisi. hoca baktı olacak gibi değil milleti uyarmaya başladı. sonra hoca okul takımı kurdu. bunlar idman yapıyor. tabi takıma girenler havalarda. hocayı dinlemiyorlar. topu hala ayakla, kafayla oynuyorlar. hoca, uyarıları dikkate almayan bir kaç kişiyi disiplinsiz davranşları nedeniyle kadro dışı bıraktı. sonra maçlar yaklaştıkça geri çağırdı falan. hoca tam bir basiretsizlik örneği sergiliyor. sonra maçlara çıktı bu çocuklar. hepsinde yenilip geri döndüler. futbola aç olan çocuklara yaramıyor bu voleybol aşısı. aynı özeni futbol için harcasaydı hoca belki 1-2 topçu çıkardı o okuldan.

Hiç yorum yok: