13 Mayıs 2008 Salı

Kraliçe


Kraliçe 37 yıl sonra Türkiye’yi ziyarete gelmiş. Bunu bugün tesadüfen televizyonda bir askerin “…emir ve görüşlerinize hazırdır majesteleri!” şeklinde bağırdığını duyunca fark ettim. ‘Majesteleri’nden kasıt kraliçe değil cumhurbaşkanı. O an Abdullah Gül’ün yerinde olmak istedim. Kraliçe’nin yanında sana ‘majesteleri’ diye hitap ediyolar, vay anasını… Daha sonra öğrendiğim üzere bu olay kraliyet prosedürüymüş, onun içinmiş bu majesteleri olayı. Ama yine de cumhurbaşkanının yerinde olsam askere “Bozmayın çocuklar, bundan sonra hep böyle” derim.

Kraliyet prosedürleri bu kadar değilmiş ama. Cumhurbaşkanlığının vereceği yemekte bütün erkeklerin smokin giymesi gerekiyormuş, cumhurbaşkanı dahil. Üstelik bunu isteyen kraliçe ülkeye pasaportsuz gelmiş. Evet, Kraliçe Elizabeth’in bir pasaportu yokmuş. Kendimi tekrarlıyor ve bir vay anasını daha patlatıyorum. Başka ne tribine girecek diye beklerken Türkiye’de bulunduğu sürede (Ankara hariç) otel yerine bir İngiliz donanma gemisinde kalacağını öğreniyorum. Bütün haber bültenleri 82 yaşındaki Kraliçe’nin aslanlı yolda kaç metre yürüdüğünü ve kaç basamak çıktığından bahsediyor. Biri de demiyor ki, İngiltere’ye vize almak isteyen bir insan evladı hayattan tiksinirken İngiliz Kraliçesi memlekete pasaportsuz geliyor, Cumhurbaşkanı’nın kıyafetini seçiyor, güvenip otelde bile kalmıyor. Bu da memleketin en büyük gururu olmuş…

Ayrıca Kraliçe’nin en çok bölündüğü olay, kraliyet kurallarına göre resepsiyonda İngiltere Prensi’nin yanında durması gereken Hayrünnisa Gül’ün kocasının yanında durmasıymış. Ben haber bültenlerinin yalancısıyım…


Vay anasını...
* * *


Kraliçe'nin Anıtkabir özel defterine yazdığı yazı...

“Mustafa Kemal’e saygılarımı sunmak benim için büyük bir onudur. İngiltere’de çok önem verilen bir dost olan Mustafa Kemal modern tarihin en önemli figürlerinden biridir.”

1 yorum:

massimo dedi ki...

koskoca kraliçe olmuş ama yazı yazmayı öğrenememiş vay anasını...