30 Eylül 2010 Perşembe

Şampiyonlar Ligi Notları #2. Hafta


- Braga'nın Sevilla süprizi ağzımızda bir parmak bal olarak kaldı. Deplasmanda oynadıkları Arsenal maçında 6-0 mağlup olmuşlardı. Bu hafta evlerinde Shakhtar'a da 3-0 mağlup oldular. Partizan ise evinde Arsenal'e 3-1 mağlup oldu. Bu maçta Partizan lehine 2 tane olmak üzere, 3 kez penaltı düdüğü çalındı. Partizan bu penaltılardan biri yüzünden 10 kişi kalırken, tek penaltı golünü Caio attı. Partizan'ın diğer penaltısını kaçıran da Caio. Penaltıyı kurtaran Fabianski de şu an için göze girmiş durumda. Wenger de Fabianski'ye maç sonu gaz vermiş ama kalenin hala Almunia'da olduğunu söylemiş.

- Van der Vaart için Twente maçı çok enteresan geçmiş. İlk yarıda penaltı kaçırınca çok morali bozulmuş ve bir anlık hırs ile sarı görmüş. Soyunma odasında kendini o kadar iyi toplamış ki ikinci yarı başlar başlamaz çok güzel bir gol attı. Golde sakinlik var, zeka var, teknik var. Maça da öncekinden çok daha motive olması 60. dakikada yeni yetmeler gibi bir hareket etmesine ve ikinci sarı kartı da görmesine neden olmuş. 10 kişilik Tottenham'ı kurtaran ise Gareth Bale oldu. Önce içeriye muazzam süzülüp penaltı almış, 85. dakikada da Twente'yi yere seren güzel bir gol atmış. Hergün futboluyla büyüyor. O kadar hızlı büyüyor ki Tottenham'ı memnun edebilecek bir transfer teklifi almasını da zorlaştırıyor bence.

- Rubin Kazan, Barcelona ile oynadığı son 3 maçtan 2 beraberlik 1 galibiyet çıkarmış. Pep'in son 3 maçtır yenemediği tek rakipmiş. Barcelona futbolda yeni bir akım başlatabilir. Hücumcu bekler ve defansif ortasaha sayesinde tekrardan 3lü savunma görüntüsü çıkabilir ortaya. Barcelona dün çok açık 3 lü defans oynadı. Aşağıda UEFA'nın resmi sitesinden aldığım ve kendimce düzenlediğim bir grafik var. Sadece 2 bekin bulunduğu pozisyonları ekledim. Yine aşağıdaki grafiğe göre orta yuvarlağı Mascherano kontrol ederken, hemen sağında Pique sağ içi, solunda da Puyol sol içi topladı. Grafik karışmasın diye onları eklemedim. Kalan 8 oyuncunun da eklediğinde grafikte rakip yarı alanın nasıl kıpkırmızı olduğunu, Barcelona'nın nasıl hiç alan bırakmadığını tahmin edersiniz. Noat Samisa detaylı bir şekilde yazmış. Okumanız tavsiye edilir. Ben de bir kaç güne Fenerbahçe'nin de son yıllarda uyguladığı bu format, Alex ve başarısız futbol hakkında bir yazı hazırlayacağım. Fenerbahçe Zico'dan beri 3'lü oynuyor. Aurelio'nun katılımıyla Schuster de bunun tohumlarını ekmeye başladı.

- Ajax-Milan maçında İbrahimoviç eski takımına gol atmayı başardı. Fakat İbrahimoviç son günlerde yakışıksız hareketler yapmaya başladı. başına buyruk yapısı, ben en büyüğüm davranışları onun futbolunu olumlu yönde etkilese de Sacchi ile girdiği ağız dalaşı, antremanda genç arkadaşına şakayla karışık da olsa tekme atması ve son olarak da Ajax maçında çarpıştığı oyuncu yerde kıvranırken bırakıp pozisyonuna devam etmesi çok yakışıksız. Barcelona başarısızlığı ağır tahribata yol açmış.

- Inter de geçen sezon Milito sesleri yakılanırken, bu sene Eto'o sesleri yankılanıyor. Eto'o 3 gol atarak çıkışını sürdürmüş. Benitez'in güvenip, oynattığı 18 yaşındaki Coutinho da Roma maçında bana ışık vermişti. Özetlerden izlediğim kadarıyla bu maçta da fena oynamamış. 18 yaşında, kısa ve İtalya için çelimsiz gözüken bu adam, İtalya en önemli kulüplerinden birinde 2 maçtır çok önemli maçlara çıkıyor. Hem hocaya alkış, hem de Coutinho'ya.


- Cüneyt Çakır ile devam edelim. Bir Türk hakemini büyük bir arenada görmek sevindirici ama abarttığımızı düşünüyorum. Öyle ki Cüneyt Çakır saç tıraşı olup maça gelmiş. Maçı güzel yönetti. Kendisini çelişkiye düşürecek bir pozisyon da olmadı. 2 penaltı çaldı ve 2 side bana göre penaltıydı. Zaten kale çizgisindeki asistanı Fırat Aydınus'un da önünde oldu penaltılar. Başarılar dilyorum.

Hiç yorum yok: