23 Mayıs 2009 Cumartesi

Kongre Öncesi Sessizlik


Yıllar sonra ilk kez iki taraflı bir kongrenin heyecanı var kulüpte. Galibi aşağı yukarı belli olsa da seçim süreci trafiğini izlemek iki adayı da daha iyi tanımak adına önemli. Aziz Yıldırım tek aday olarak kongreye girdiği dönemlerde mevcut projelerine devam edeceğinden bahsederdi, sonraki dönemlerde ne yapacağıyla daha fazla ilgilenilmezdi. Ne de olsa işler bir şekil yoluna konulacaktı. Bu sefer karşısında Şadan Kalkavan var ve kıyaslama yapılabilecek kadar iki tarafı da dinleme şansı bulduk.

Kendi adıma Aziz Yıldırım'ın devam etmesinden yana bir taraftar olarak iki adayın kongre öncesi hal ve tavırlarına bakıldığında Şadan Kalkavan'ın güven vermediğini kendi adıma söyleyebilirim. İçi boş vaatleri ve verdiği kahve ağzı demeçlerle Ali Şen'leştiğini görmek beni üzdü. Ali Şen'leşmek deyimi tam doğru oldu mu bilmiyorum ama mevcut durumda Şadan Kalkavan'ın bende güven uyandırmadığından eminim.

Birden fazla adaylı bir kongrenin önemli faydalarından biri ilk kez başkanı detaylıca dinleme fırsatı bulduk. Başka bir deyişle Aziz Yıldırım ilk kez taraftara bu denli açık konuşma yoluna gitti. Anlattığı şeylerin detayı bir yana kendini saklamaması bile bir gelişmeydi Aziz Yıldırım açısından. Daha önce nadiren gerçekleşen, kurulu FB TV buluşmalarından, tarafsız sahalardaki programlara geçiş yapması bile iyiye delalet. Talep ettiği 3 yıllık süreç içinde ise ne yapacaklarından ziyade bunları nasıl yapacağı konusu beni daha çok ilgilendiriyor.

Şadan Kalkavan aday olacağını ilk duyurduğunda Aziz Yıldırım kadar ben de sevindim. Alternatiflilik Fenerbahçe'nin son 10 yıllık dönemde en çok eksikliğini yaşadığı olgulardan biriydi çünkü. Eminim Aziz Yıldırım da bundan önceki kongrelerde tek aday olmaktan tamamiyle memnun değildi. En azından bir rakibe karşı kazanma duygusu bile yeterli bir nedendir bu durum için.

Hal böyle olunca Şadan Kalkavan'ın da neler verebileceğini duymak istedim her ne kadar Aziz Yıldırım'ın devam etmesi gerektiğine inansam da. Fakat Şadan Kalkavan'ın kendi yapacaklarından çok Aziz Yıldırım'ın geçmişte yaptıklarıyla ilgilenmesi hayal kırıklığına uğrattı. Bir süredir dinledim her demecinde Aziz Yıldırım'ın artık camiadan uzaklaşması gerektiğinden, Fenerbahçe'ye çok zararlar verdiğinden ve geride kalan 11 yılda Fenerbahçe'ye yaşattığı utançlardan (!) bahsetmeyi tercih etti. Bunun karşılığında, başkan olması durumunda kendi yönetim modelinden pek bahsetmeyi tercih etmedi. Olur da yarın başkanlığa seçilirse neler yapacağı tamamen muamma. Kendisinden bugüne kadar duyduklarımız sadece "takımı daha iyi yöneteceğiz, iyi transferler yapacağız, Avrupa'da başarıyı getireceğiz" tarzı yuvarlak ve herhangi bir temele dayandırılmayan vaatler. Bu bahsettiklerini tarihteki bütün başkan adayları vaat etmiştir. Kimse camiasına başarısızlık veya kötü transfer vaat etmemiştir. Herkesin vaat ettiği bu havada kalan vaatleri güçlendiren ve farkı yaratan bütün bunları nasıl yapacağına dair detaylardır. Bu bağlamda Şadan Kalkavan'ın yönetim modeline dair bir ayrıntıdan veya herhangi bir projeden bahsedilmedi. Durum kongre öncesi sessizlikten ibaret demek isterim ama malesef söylediğim gibi o güveni alamadım Şadan Kalkavan'dan. Bu durumda Şadan Kalkavan'a oy verenler ya Aziz Yıldırım'a tepkilerinden yola çıkacaktır ya da "ya tutarsa" mantığı güderek oylarını kullanacaklardır.

Bir de işin itham boyutu var. Seçim öncesi Aziz Yıldırım'ın oy kullanacak kongre üyelerini - sayıları 11 bin- tek tek arayarak oy istediği yönünde demeçler geldi Şadan Kalkavan cephesinden. Doğruluğundan emin değilim ama Aziz Yıldırım'ın usulsüz davranışlarına örnek olarak bahsedilen bir durumdu bu. Fakat bunun yanında Şadan Kalkavan'ın spam mail usulü seçim propagandası ve Aziz Yılmaz'ın Aziz Yıldırım'ı karalama kampanyası dahilinde üyelere kargoyla gönderdiği mektuptan haberdarız. Bence bunlarda da bir sıkıntı yok, ama karşı tarafa çeşitli ithamlarda bulunuluyorsa iki kere düşünülmeli.

Önümüzdeki 3 yıllık dönemin başkanı yarın belli olacak. Umuyorum bu başkan geçmişte olduğu gibi, geleceğe dönük projelerinden emin olduğumuz Aziz Yıldırım olur. Aksi halde Şadan Kalkavan'ın herhangi bir temele oturtmadığı vaatlerinin gerçekleşmesi için duacı olacağız.

Fenerbahçe için hayırlısı olsun...

8 yorum:

mhmut dedi ki...

Aziz yıldırım ın devam etmemesını istesemde
Karsısına cıkan kişileri desteklemiyorum.
Fenerbahceye fener takımı dıye hıtap eden bi başkan görmek istemiyorum

Bi fenerbahceli olarak çoşkulu taraftar diya adlandırılmayı kabullenemiyorum.
Bknz Şeküp Mosturoğlu

Yönetim kurulu acizdir.

Puskas dedi ki...

Aciz denilen yönetim kurulu açık ara her yönden Türkiye'nin en başarılı yönetim kuruludur.
Nedir acizlik merak ediyorum ben

mhmut dedi ki...

bütün sezonu boşverin, gsaray beraberlıgınden sonra t.direktorumuzle yollarımızı ayırabılselerdı (aciz yönetimimiz)su an 2 kupa da bızım olurdu belkı.

25 milyon fbahce taraftarının kulubun ne kadar kar elde ettigini degil,sportif basarıya önem verir.

Puskas dedi ki...

Sportif başarıyı sadece futbol olarak görüyorsak olabilir.Galatasaray maçından sonra Aragones gitse bile ligde şansımız sıfırdı istersen mourinho yu getir.Sezon içinde gelen hocayla hiçbirşeyin değişmediğini yıllardır zaten görüyoruz.Kimse hocadan memnun değil sene sonu ayrılcağı belli zaten.Bu seneyi saymassak son 5 sezonda 3 şampiyonluk 2 kere ikincilik biri son hafta onunda nasıl olduğu malum bir de çeyrek final var şampiyonlar liginde.Her takımın kötü sezonları olur maksat çabuk toparlanmak.Kötü geçen bi sezon yüzünden bütün geçmişi silip atmak çok anlamsızca.

mhmut dedi ki...

Yönetim inatları yüzünden bugun bu haldeyız.
Gecen sene az kalsın CL yi kazanıyorduk..
Çok yüksekten düştüğümüzün farkında degılmısnız...
Bunun sebepleri sizce önemli degil mi
Sadece kaybolmus bir sene olarak mı görüyörsunuz...
Bu sene fbahce cok geriye gitmiştir..
Tabi ki kaybolan bir sene fbahce den önemli değildir..
Benim düşüncem Fbahce de önemli degişiklikler olmalıdır..
Örnegin...
Basketbol şubemiz gibi

Puskas dedi ki...

Geçen sene CL de takım oralara gelirken yönetim de başkaları mı vardı?
Daum gittiğinde herkes hata dedi Zico geldi bir ton şey söylendi ama sonra baş tacı oldu o gitti Aragones geldi bu sefer tutmadı.O da başarılı olsa bu sefer yönetim harika tercihleri mükemmel denilcekti.Milan bu sezon CL ye gidemedi bir önceki sezon Bayern Munchen gidemedi ama bir sezondan sonra hepsi yerindeydi.O yüzden ben sadece kaybolmuş bir sene olarak görüyorum.
Herkes yanlışların farkında gereken yapılır.

thrall dedi ki...

Geçen yıl Fenerbahçe gibi çeyrek final oynamış Schalke de bu sene ligden çok erken koptu. Roma senelerdir şampiyonlar liginde çeyrek final oynuyor, ligde 2., bu sene ş.ligine bile katılamıyor. Bu iki takımda da ufak tefek değişiklikler dışında değişiklik olmamasına rağmen bu durunma düştü. Fenerbahçe'nin de bu yıl başarısız olduğu gerçek ama yönetimin acizliği olduğu görüşüne katılmıyorum. Euro 2008 öncesi Aziz Yıldırım Avrupa şampiyonu hocayı, ispanya'nın gol kralını, Türkiye milli takımının kaptanını size getireceğim deseydi birçok kişi Aziz yıldırım'ın boynuna atlardı. Teknik direktör seçimleri bazen doğru gözükse de yanlış olabilir. Bazı şeyler denenmeden görünmüyor, futbol zaten değişik bir oyun. Geçen sene en iyi oyuncularınızdan birinin sezon başı antremanda sakatlanıp aylarca takımdan uzak kalacağını da bilemiyorsunuz. Aziz Yıldırım da başarısızlığın farkında ve köklü revizyona gideceğim diyor, daha ne söylemesini bekliyorsunuz. Fenerbahçe geçen seneye kıyasla Avrupa'da çok başarısız olmuş olabilir ama ben bunun Fb'nin çok geriye gittiği anlamına gelmeyeceğini düşünüyorum. Sonuçta geçen seneki başarı da planlanmış birşey değildi, takım bütün sezon boyunca çok iyi oynadı Avrupa'da. Bunun önümüzdeki yıllar içinde de olmayacağını garanti edemezsiniz.
Ayrıca basketbol şubesinde ne gibi değişiklik istiyorsunuz ? Takım gayet başarılı gidiyor. Sırf muhalefet olmak için saçmalıyorsunuz gibime geldi.

mhmut dedi ki...

basketbolda solomon un geri dönüşü gibi.
futboldada bu adımlar atılmalıdır.
Bi Fbahce taraftarı olark yıldız oyuncu transferı istemiyorum..
Ben sadece ruhumuzu geri istiyorum..........
ayrıca muhalefet değilim.