4 Ağustos 2010 Çarşamba

Kiev, Kezman, Young Boys, Gyan


Sene 2006... Fenerbahçe Daum'la ligin son haftasında Denizli'de elindeki şampiyonluğu kaçırmış. Dolayısıyla direkt olarak gideceği Şampiyonlar Ligi'ni de. Ön elemede eşleşilen takım Dinamo Kiev. Lokum gibi olmasa da fena kura değil diyoruz. Kaçan şampiyonluk sonrası Daum'un yerine idealist bir stajyer olan Zico getirilmiş. Memnun olanı var, olmayanı var. O dönem takımda bir de Anelka belirsizliği var. Fransız forvet mutlu olmadığını ve gitmek istediğini gizlemiyor. Ama ön eleme maçları öncesi durumda bir hareketlilik yok. 'Tur geçilsin, bakarız' düşüncesinde yönetim. Tur geçilemiyor, Fenerbahçe UEFA Kupası'na kalıyor. Hemen akabinde bir sabah duyuruluyor transferler. Fenerbahçe'nin yeni forveti Mateja Kezman. Deivid de Souza ve Edu Dracena da beraberinde geliyor. Fenerbahçe yönetimi gerek duyulduğunda ne kadar hızlı ve iş bitirici olabileceğini gözler önüne seriyor.

Bugünün ise yukarıdaki paragraftan pek farkı yok. Sene 2010... Denizlispor yerine Trabzonspor, Zico yerine Aykut, Anelka yerine Güiza, Dinamo Kiev yerine de Young Boys'u koyuyoruz. Daum'a ise dokunmuyoruz...

Birebir örtüşen bu hikayelere tesadüf mü dersiniz tekerrür mü bilemem. Bana göre alınmamış bir ders. Eninde sonunda yapacağını bildiğin transferi haftalar sonrasına sarkıtırsan sonucun pek önemi kalmıyor. Fenerbahçe'nin yapacağı forvet transferi için yorumum nettir; kötü transfer. Kimi getireceğinin önemi yok. Niang da olsa Gyan da olsa Anelka da olsa kötü transfer. Hazırlık kampına yetişmemiş transfer eksik transferdir. İlk maçlara yetişmeyen transfer ise her halükarda kötü transferdir. Transferin başarısını isimlerden çok yapılış şekli ve süreci belirliyor. Takip eden birkaç günde üstüste duyurulan transferlere de tanık olabiliriz, yıldız bir forvet isme de. Ama şu andan itibaren Güiza ile yola devam edilecek deseler kızmam ve yadırgamam. Zira şu ana kadar süreç bu doğrultuda işledi. Kaldı ki Gyan için dolaşan 16+ milyonluk teklif iddiaları var. Eğer doğruysa cidden tercihim Güiza'dır bu hiçbir dayanağı olmayan transferin yanında. Gyan'a 4 maç iyi oynadı diye 16 milyon vermek yerine başka bir futbolcuya saçları güzel diye 10 milyon verilsin. Zararın neresinden dönüldüğüne bakarım artık. Harcanan parayı ve zamanı düşünmekten de sıkıldım. Öyle ki sırasıyla Senna, Poulsen ve Gyan'a harcanan zamanda sıfırdan futbolcu yetiştirilirdi.

Herneyse, neticede kaçan trajik şampiyonluk, yakınından geçilemeyen Şampiyonlar Ligi macesarı ve başarısız birkaç transfer öyküsü kaldı elde. Bu dakikadan sonra bize tarihin tekerrürünü bir yıl daha devam ettirip önümüzdeki yıl bir Şampiyonlar Ligi çeyrek finali getirmesini ummak kalıyor...

4 yorum:

Monty Brogan dedi ki...

ccc Can Arat ccc

neco dedi ki...

bir düzeltme olması gerekiyor yazınızda..2006 yılında şampiyon olan şampiyonlar ligine direk gitme hakkı kazanmıyordu.o sene hem Galatasaray hem Fenerbahçe öneleme oynadı.Galatasaray-Boleslavla oynamıştı yanlış hatırlamıyorsam..

Erdem dedi ki...

2006 ile benzerlik birebir uyuşuyor :) Gerçi o dönem senin de yazdığın gibi takım turu geçsin de bakarız mantığı vardı, bu sene ise genelgeçer tüm sezonların sıkıntısı yaşanıyor. Alınmak istenen oyuncularla bir türlü anlaşılınamıyor. Bu uzatmaların sebebi klübün popülaritesi. Ama sen böyle sürekli ön elemede veda edersen; oyunmcu getirmek için ya çok zaman harcar elin boş kalır ya da aşırı maaş ve tavizlerle ikna etmek zorunda kalırsın.

Adsız dedi ki...

o sezon fenerbahçe şampiyon olsaydı da şampiyonlar ligine direkt olarak katılamayacaktı. Hatırlayın Galatasaray şampiyon olmasında rağmen Mleda Boleslav ile ön eleme oynamıştı...