27 Ağustos 2010 Cuma

Mücadele!


Bu maç hakkında ne denebilir ki. 3 günde, 1 haftada bir takım değişmez sonuçta. Fenerbahçe bilindik futbolunu oynadı. Bugün sitemimiz buna değil. 100 küsüncü dakikada Lugano Misimoviç'e o tekmeyi savurduğunda tribünlerden alkış alıyorsa eksikliğin en büyük deliğini görürsün.

İstediğimiz tek şey mücadele. Fenerbahçe'nin ilk yarıdaki futboluna bakıyorsun rezalet. Ama dedim ya sistemden kaynaklanan arızalara eyvallah, lafım yok. Elbet düzelir onlar. Düzelmezse zaten hoca yetersizdir ve gider. Peki ya mücadele? Tuncay'ı hatırlıyoruz değil mi? 2. ligden gelen ve gelecek vaadeden bir çocuktu. Onlarca bu kulübün içerisinden giren böyle çocuk gördüm. Tuncay Şampiyonlar Ligi ön eleme maçında Feyenoord karşına ilk 11 de başladı. Lorant onu sol açığa koymuştu. Tuncay hatalı pas veriyor, sadece yürümek için kullandığı sol ayağı ile orta açmaya çalışıyordu. Bir pozisyonda orta da açamadı, sakarlığından yere kapaklandı. Tribün onu alkışladı. Çünkü mücadele ediyordu. Aynı sol ayağı ile yıllar sonra Palermo maçında harika bir gol attı. Üzerine gitti kazandı. Aykut Kocaman bir hazırlık maçından ibaret olan Köln maçında mücadele etmeyen futbolcularını milyonlarca taraftar önünde yerin dibine soktu. Haklıydı da. Belki az bile söylemiş. Keşke neşteri ilk başta bu konuya vursaydı. Mücadele eden takım yenildiğinde biz alkışlamasını biliyoruz. En azından bunu öğrendik.

Çok ufak maça değineceğim. İlk yarı mücadele yoksunu bir Fenerbahçe vardı. Trabzonspor maçından sonra Cristian'ın sola daha yakın oynayabileceğini ve bu sayde sol kanadı bir nebze toplayabileceğimizi düşündüğümü yazmıştım. Bu maçta uygulandı bu ve fazla pozisyon vermedik. İkinci yarı Emre'nin mücadelesi skora yansıdı. Ne zaman Emre çıktı, takım tepetaklak oldu. Bu takıma isterseniz İbrahimoviç'i getirin, orta saha ikilisinin performansını arttıramazsanız hasbel kader gol atarsınız.

Başarı çokda keskin çizgileri olmayan bir olgudur. Evet takım şampiyon olamamıştır ama Şampiyonlar Liginde çeyrek final oynamıştır. Bana göre başarılıdır. Umudu görüyorsak ucundan tutalım. Futbolcuları ıslıklamak yerine hak edene tezahürat yapalım.

2 yorum:

baldur dedi ki...

arkadaşım sen de polyanna mısın? evindeki son 3 maçta bir şampiyonluk bir şampiyonlar ligi macerası, bir de uefa kupası macerasını sona erdirmişsin kime tezahürat yapalım. onu ıslıklama bunu ıslıklama iyi vallahi. galatasaray'ın devamlı uefa kupasını dillendirmesi gibi ama biz de şampiyonlar liginde çeyrek finale çıktık demeniz de yersiz olmuş. şampiyonlar liginden elenip uefa'ya kalmadık dün, komple avrupada elendik hatırlatayım. young boys maçı değildi yani dünkü maç.

massimo dedi ki...

@baldur
burada ''takım süper'', ''elendik ama olsun, iyiydik'' gibi bir anlam mı çıkardın bilemiyorum. yazının ana konusu ''mücadele''. mücadele edelim, yenilelim. Biz alkışlarız diyorum ki daha önce de defalarca öreneğini gördük bunun.
evimizde son 3 maçta 1 şampiyonluk 1 şampiyonlar ligi, 1 de uefa kupası kaybettik diyorsun. bakış açına göre yorum değişir. ben öyle fenerbahçeler gördüm ki bu maçları oynayacak konumda bile değildi. o takımı sende gördün. niye bu şiddet bu celal.
bilmiyorum uzun süredir bu blogu okuyor musun ama geçmişten kısa bir özet geçeyim. takımda bir suçlu arıyorsan aziz yıldırım kadar kimse suçlu değildir. Aragones bile benim nazarımda sütten çıkmış ak kaşıktır. ıslıklayacaksak Gökhan Ünal'ı, Selçuk'u değil Aziz Yıldırım'ı ıslıklayalım.