31 Aralık 2009 Perşembe

Kısa Kısa Yılbaşı

- 31 Aralık herkesin övdüğü, yermediği bir gün. Ben yeriyorum arkadaş. İçimde bir kıpırtı var ama sevmiyorum bu günü. 31 Aralık demek sadece yıl sonu değil, ay sonu demek, paraların suyunu çektiği gün demek. Bir patron da cebinden balyayı çıkarıp ''yarın yılbaşı, ihtiyacın olur'' diyip para vermez. Bayram öyle mi? Patron kucaklar koliyi gelir. Bulgurundan pirincine, fasulyesinden salçasına kadar hepsi vardır. Bir de çıkarıp 50 lik attın mı demeyin keyfime.

- 70 ler, 80 ler, 90 lar konuşulur ya hep, 2000 lerde ne oldu acaba. 90 lardan çok mu farklıydı ? 80 ler çok farklı gelir ama 90 lar bizdendi. 2010 a geldik 90 lardan aklımda bi tek pop müzik kalmış. 90 lar pop güzeldi sevgili okur. Belki de ben çocuk olduğum olduğum için bana öyle geliyor. 2000 ler sanırım rock müzik yılı olarak geçti. Rock partisi düzenlemeyen üniversiteyi aşağıladılar, rock dinlemeyen üniversite gencini hor gördüler. Kıraç dinleyen adam bile prim yaptı. 2000 lerin sonlarına doğru alterno gençlik ve elektronik müzik revaçta. Sanırım 2010 lar böyle alterno çocuqlarla geçecek. Benim için 2000 ler patates kızartması, cola ve asla eriyeceğine inanmadığım bir göbek olarak geçti.

- 2000 lerin sonlarına doğru bir dizi furyası başladı. Anneler, babalar ulusal kanallara takılırken, gençler ve kendini genç hissedenler lost, himym, six feed under izlediler. En büyük damgayı şüphesiz Kurtlar Vadisi vurmuştur. Tüm bölümlerini toplasan 4 te 1 ini izlemişimdir ama bok atacak değilim, güzel diziydi. ''Racon kesmiyoruz, kafa kesiyoruz'' sahnesi yerli Tarantino'ydu.

- Her aralık ayı aynı zamanda Milli Piyango ayıdır. Bir ara her sene 1 tane yarım bilet alırdım. 2 sene üst üste son 2 rakamı bulmuştum. Biriyle hesap makineli casio saat almıştım. Diğerini de arkadaşlarla yedik. 3. kez yarım bilet alışımda son 2 yi tutturamadım. Ayrıca büyük ikramiyenin her sene çeyrek bilete çıktığını farkettim. 4-5 senedir bilet de almıyorum.

- Büyük ikramiye çıksa ne yaparım onu da bilmiyorum. Benim gibi bir adam o parayı bulunca sadece oturur. Parayı değerlendirecek bırak bir yatırımı, mahalleye dükkan bile açmam. Yine çeyrek bilete çıkacağını varsayarak 7,5 milyon lira üzerinden hayal kuralım. Açık konuşayım Şükrü Saraçoğlu'nun en güzel yerinden kombine almam. Mantıklı düşün. İstediğin maçı istediğin yerde izleyek durumdasın. İlk önce Panathinaikos vs Olympiakos basket maçına giderim. Oradan sağ çıkarsam doğru Buenos Aires'e Boca Juniors vs River Plate maçına. Bu 2 maçı atlatırsam Avrupa kolay. (Hatırlatayım dedim, bu haftasonu Old Firm var.)

- Geçen sene yılbaşı gecesini askerde, Ağrı'da geçirdim. Filmlerle tek benzer yanı kardı(gerçi İstanbul'da o bile denk gelmiyor). Akşam yemeğinde herkese yarım muz ve yaklaşık yarım kilo karışık çerez ikram ettiler. Çerezi severim. Kendiminkini bitirip arkadaşın beyaz leblebilerine ortak olmuştum. Ertesi gün de tatildi. Bütün gün 3. sınıf Amerikan filmi izlemiştik. Acaba Sencer ne yapar. İskenderun'da kesin balık yedirirler buna.

- Orta okulda iken yılbaşı çekilişi yapmıştık. Herkes birine hediye alıyor ama sözde kim kime hediye alıyor bilinmiyor. Ben Evren'e hayatı boyunca kullanmayacağı bir dolma kalem almıştım. Osman'da bana hayatım boyunca kullanmayacağım bir noel baba mumu almıştı. Bir kere kullanayım dedim annem ''yakma o hediye'' demişti. Ha bir de aslında bana hediye alması gereken kişi Mine idi. Gitmiş Osman'la değiştirmiş kaltak.

- Eskiden yılbaşı daha mı güzeldi yoksa bizim aile mi gençti çözemedim. Ya biz birilerine giderdik ya da birileri bize gelirdi. Bir de hep dansöz beklenirdi TV de. Şimdi Victoria's Secret'i bekliyor çağın genci. Eskiden daha şeymişiz. Neyiz tam bilemiyorum ama Dansöz izlemek Victoria's Secret izalemekten daha güzel gibi.

- Bu kısa kısa nasıl dolar diye merak ederken, aslında yılbaşı için yazılabilecek çok şeyin olduğunu farkettim. Daha uzatabiliriz ama uzamasın bence. Kısa kesmekte fayda var.

- Az daha unutuyordum. Sosis Kafa adında bir blog açtım. Yazmak istenen ama bu bloga yazılamayacak bazı postları oraya atıyorum. Herhangi bir iddiası olmayan, eğlenceli olacağına inandığım, olmasa da olur bir blog. Yine de beklerim.

1 yorum:

yiğit yılmaz dedi ki...

Bu tarz yazılara bayılıyorum :) Yine keyifle okudum. Teşekküler. Ellerine sağlık.