15 Temmuz 2009 Çarşamba

Bedelsiz Gidenlerden


Fenerbahçe’nin 3 yıldır süreklilik gösteren takımın dinamosunu bonservissiz kaçırma durumu ağırlıklı olarak yönetimin yetersizliği olarak gösterildi. Son 3 yılda yönetimin en çok eleştirildiği konu başlığı da buydu zaten. Fenerbahçe en iyi oyuncularını sırasıyla Avrupa’nın büyük liglerinde oynama isteğine kurban veriyor. Önce Tuncay “Premier Lig’de oynamak istediğini” söyledi, sonra Aurelio “La Liga’nın hayallerini süslediğini…” Şimdi ise Lugano Serie A’yı işaret ederek sözleşme yenilemiyor.

Futbolcuların bu istekleri bir yana, yönetimin izlediği “yanlış” politika eleştiriliyor hep. Peki Fenerbahçe yönetimindeki sıkıntı nedir? Futbolcuları hak ettiklerinin daha altında bir ücrete mi oynatmak yoksa beceriksizlik mi? Tuncay’ın gidişini bir yana bırakırsak bence ilkelerden taviz vermeme adına yaşanmıştır bu kayıplar. Aurelio’nun gidişinde, opsiyonlu sözleşmesi devam eden futbolcuya menejeri tarafından 3 milyon Euro civarında bonservis ücreti istenmiştir. Doğal olarak kulüp bu parayı vermeye yanaşmamıştır ve bu parayı Josico transferinde kullanmıştır. Fenerbahçe sportif olarak kar mı etmiştir? Kesinlikle hayır. Ama bana göre doğru olanı yapmıştır. Aurelio konusunda yönetiminin bugüne kadar eleştirildiği nokta hep “biraz daha para verip Aurelio’yu takımda tutmaması” oldu. Ama burada yönetimin tavrı parayı değil ilkeleri kurtarmak namınaydı. Sonuç olarak kendi oyuncusuna bonservis ödemediği için oyuncu gitti.

Tuncay’ın durumu ise daha farklı. Oyuncu gitmek istedi, maddi olarak istekler karşılanmasına rağmen oyuncunun isteği sabitti. Hatta yine Aziz Yıldırım’ın açıkladığı üzere, Tuncay giderken 5 milyon Euro’luk bir anlaşma imzalayıp gitmek istemiş ve Aziz Yıldırım bunu kabul etmemiş. Bu kararın doğruluğu tartışmaya açıktır. Bugün Tuncay’la böyle bir anlaşma yaparsanız yarın Gökhan Gönül de sözleşme yenilerken 5 milyon Euro’ya serbest kalma maddesi talep edebilir veya Aziz Yıldırım farklı bir düşünceyle reddetmiş olabilir. Ama en azından bu teklifle Tuncay’ın kulübe duyduğu saygı göz önüne serilmiş oldu.

Bugün hala sonuca ulaşmamış olsa da Lugano’nun durumu da benzerlik gösteriyor. Bugüne kadar anlaşılamayan oyuncunun durumuyla ilgili Aziz Yıldırım dün detayları açıkladı. Daha önce basında çıktığı gibi istenen yıllık ücret 4 milyon Euro. Olay bundan ibaret olsa yüksek ücretten ötürü anlaşılamadı deriz. Ama işin detayı çok daha enteresan. Talep edilen paranın sadece yarısı Lugano için. Toplamda istenen 16 milyonun 8’ini peşin olarak Juan Figer istiyor. Yani yapılacak 4 yıllık anlaşma karşılığı yıllık 2 milyon da menejer maaş istiyor. Durum bu kadar komik bir hal aldığında anlaşma sağlanamıyor ama olay tarihe “Fenerbahçe’nin tutmayı beceremediği bir başka oyuncu” olarak geçiyor. Bu nedenle ilkelilikle beceriksizliği birbirinden ayırmak gerek. Konuyla ilgili daha ilginç olan şey ise yeni bir transfere bonservis ücreti ödemek yerine ne istiyorsa verilmesi gerektiğini düşünen beyinler. Bugün sen her isteneni verirsen, yarın senden isteneni açıklamaya yüzün olmaz.

8 yorum:

Alper Öcal dedi ki...

Fenerbahçe hiçbir zaman ilke takımı olmadı talento. Dünkü programda yaşanan Arda diyaloglarından bile bu anlaşılır. Ben milyar tane ilkesizlik sayarım sana Aziz Yıldırım döneminde yapılan.

İlke meselesi senin görüşün elbette, yönetim ne düşünüyor bilemiyorum ama düşündüğünü açıklayamadığı kesin.

Aziz Yıldırım'ı başarılı kılan da zaten ticari kafası ve vizyonudur. Ne var ki son senelerde aldığı kararlar artık bu işte eskisi kadar iyi olmadığını, rantable düşünemediğini gösteriyor.

Dünkü 2 oyuncu alacağız açıklaması da revizyon lafı edildikten sonra komiktir. Daum çok iyi hoca, ben de yazdım blogda. Hiç ummadığın oyunculardna hiç ummadığın performanslar alabiliyor ama bir yere kadar.

massimo dedi ki...

peki elinde tutmak istediğin bir oyuncuyu neden ''sezon sonu görüşürüz nasılsa'' diyip 1 sene önceden durumunu görüşmüyorsun. lugano'yu geçen sezon başında isteyen vardı. satsaydın o zaman kulübe para kazandırırdın. ne de olsa juan figer sana bir tane daha kakalardı brezilya'dan topçu.

talento dedi ki...

@Alper: Yazıda bahsettiğim dışarıdaki kişilere yani menejerlere karşı sergilenen ilkeli tutum. 10 yıl boyunca "ilke" kelimesine aykırı yapılmış çok icraat bulunabilir, hatta bunlar menejerlere karşı verilmiş tavizler de olabilir. Ama yazıdaki konu ekseninde sergilenen tavrı doğru buluyorum. Bahsi geçen pazarlıklarda Aziz Yıldırım sadece ticari zekasıyla hareket etse Aurelio için Bayram Tutumlu'nun istediği parayı vermenin daha hesaplı olacağını düşünür ve verirdi. Söylediğin gibi Aziz Yıldırım döneminde milyar tane ilkesizlik sayabilirsin belki. Ama bu, menejerlere verilmek istenmeyen tavizi haksız çıkarmaz bence.

@massimo: Belki de satmak istememişlerdir o zaman? Sezon ortasında Zenit, Meira'yı alırken Lincoln'e de 8 milyon Euro karşılığında talip oldu, Galatasaray satmak istemedi. O zamanki hedefler için doğru karardı, bugünkü şartlar içinse yanlış.

massimo dedi ki...

bazı denklemler basittir. şampiyonlar liginde çeyrek final oynuyorsun. futbolcun da başarılı oluyor. daha büyük kulüplerde oynamak istiyor. zaten lugno'nun geliş amacı bu türkiye'ye. atıyorum juventus istiyor bu oyuncuyu. çağır oyuncuyu anlat meramını 1.5m euro alıyorsa 2m euro ver uzat sözleşmesini. futbolcu sözleşmeyi uzatmak istemiyorsa sat juventusa para kazan. sen bu şekilde yaparsan ''lugano'yu getirdiğimde kimse tanımıyordu. yine aynısından alırım'' deme hakkına sahipsin. yoksa 6m euro verdiğin adam elini kolunu sallaya sallaya gidiyorsa sen yenisini de getirsen başarılı bir iş yapmış sayılmıyorsun.

ayrıca juan figer ile 5 yıldır çalışıyorsun heralde. lugano ile olan isteklerini belki zamanında alex içinde istedi (ki bence istemiştir). ha alex için 500k euro istemiştir vermişsindir medyaya pek yansıtılmamıştır. lugano için 2m euro istiyor. bu da seni rahatsız ediyor ve medyaya yansıyor. malesef şeffaf bir kulüp olmadığımızdan çok şeyi de bilmiyoruz. ayrıca brezilya'dan yeni gelecek ortasaha oyuncusu kimin aracılığı ile getirecek. bence figer. ne olacak o zaman ilkelerine.

Bolat dedi ki...

Ilk defa bu konuda bu derece olgun, sagduyulu ve analiz degeri olan seyler okudum...

Tebrik ederim...

Olympian dedi ki...

aynen diger arkadaslarin soyledigi gibi, sozlesmeyi bittiginde uzatmaya kalkmanin ilkeyle vizyonla falan alakasi yok. sen, sozlesmenin bitimine 1 yil 1,5 yil varken masaya oturmadiktan sonra ben senin bu iste hakli oldugun bir yan var mi aramam bile.

mondo trasho dedi ki...

Bir yandan Bosman kurallarını kullanıyor, öte yandan Bosman falan dinlemem diyor Figer. Külüple sözleşmesi bitince Bosmancı oluyor. Ama sözleşme yenilemek isteyince de bonservisi kendinde havasıyla, imza parası adı altında resmen cukkalıyor paraları. tiksinç bir adam hakkaten. İmza arası ne demek lan! Kan parası gibi. öğk..

Bolat dedi ki...

Ikidir sözlesmesi biten oyuncuyla sözlesme yapma cabasindan bahsediliyor elestirilerek ve neden daha önceden yapilmadigi soruluyor...

Yahu koca bir sezon, sözlesmesi bitmeden Lugano ile sözlesme yenileme cabasina girmemis miydi Fenerbahce..?