8 Şubat 2009 Pazar

Kaçak Güreş


Bu gece Fenerbahçe bir Aragones mağlubiyeti yaşadı. "Oyuncular oynamadıktan sonra hoca ne yapsın" anlayışına ithafendir bu düşüncem. Teknik direktörlük sahada oyuncu değişikliklerinden ibaret olmadığı için Aragones mağlubiyeti diyorum. Futbolcuların saha şartlarını görüp, sırtlarını olumsuz koşullara yaslaması bir hoca hatasıdır. Bugüne kadar her kaybedilen maçın son 10 dakikasında futbolcuların insiyatif alması bir hoca eksiğidir. Oyuncular takım içi adalete inancını yitirmesi bir hoca hatasıdır. Takımın 2 gol bulması gereken ikinci yarıda Alex'i çıkarırken, tribündeki herhangi bir taraftar kadar takıma katkısı olmayan Deniz'i sahada tutmak bir hoca hatasıdır. Futbolcuların sahada sorumluluk almaktan korkmaları bir hoca eksiğidir. Bir devre 10 kişilik rakibe karşı oynarken insiyatif alamamak ise bir hoca eksiğidir. Sezon başından beri bütün bu davranışları sergilerken basın toplantılarında "Mayıs'ta görüşürüz" diyebilmek hangi niteliğin ürünüdür onu bilmiyorum.

Son bir söz de tribünde "üç üç üç..." diye bağıran taraftara. Bitsin artık bu ucuz tripler, kimsenin gocunduğu yok.

7 Şubat 2009 Cumartesi

Çarşı & İsrail


Galatasaray - Kayserispor maçında açılan bir pankart bu. Nedeni ise Ali Sami Yen'deki Sivasspor maçında yapılan Balili aleyhtarı tezahuratlara, Beşiktaş forumlarında verilen organize tepkiler. Forumlarda konuyu tartışan taraftarlar konuyla ilgili UEFA'ya şikayet kampanyası başlatmışlardı. Mevzubahis konu ise Levent Bıçakçı'nın "Bu olay UEFA'nın kulağına giderse başımız ciddi derde girer" dediği konuydu. Bir kısım Galatasaray taraftarı Balili yoluyla Beşiktaş taraftarını İsrail'le bağdaştırmış ama yanlış yerden girmiş olaya. Hata bu şekilde örtülmez...

City'ye Platini Ayarı


"150 milyona bir uçak almak isterlerse karışamam ama bu parayı bir oyuncuya vererek rakipleri devre dışı bırakmayı düşünürlerse buna izin vermem."

Transfer piyasasına arkasına bakmadan giren, piyasada kim varsa ekmeksiz götürmeyi planlayan Manchester City'nin Dubai'li patronlarına UEFA Başkanı Michel Platini'den dengeleri sarsmama konusunda uyarı geldi. Jo'ya 30, Robinho'ya 40, Buffon'a 75, Kaka'ya 120 milyon € derken işin ucu görünmez bir hal aldı. Platini de City'yi benzeri hamlelerde bulunması durumunda Avrupa kupalarının dışında bırakabileceğini açıklamış. Gerçi şu an kupalardan oldukça uzak olsalar da uzun vadeli planlarında yatıyor elbet.

Transfere harcanacak paralar konusunda kulüp bütçesinin aşılmamasını, patronların cebinden transfer için ekstra para akıtılmamasını, transferlerde kulübün mevcut bütçesinin kullanılmasını istiyor Platini. Bunun için de reklam ve yayın gelirleri baz alınacak zannediyorum. Fakat durumun Avrupa'daki transfer borsasında tahribatlar bırakacağı kesin. Zira her sene gittikçe artan futbolcu bonservisleri ve yıllık ücretleri aşağı çekilmeye çalışılacak. Bonservisleri bilmem ama özellikle yıldız futbolcuların maaşlarında indirime yanaşmaları pek beklenir bir şey değil. Bu ve benzeri nedenlerden ötürü planlanan düzenleme her ne kadar City ve benzeri kulüplerin politikasının önüne geçecek olsa da Avrupa'da belli bir kalibrenin altında kulüplerin de transferde ve yıldız adayı futbolcularını ellerinde tutmada büyük sıkıntılar yaşayacağını düşünüyorum. Tabi bana sorarsanız market alışverişi gibi transfer yapan kulüplerin varlığından daha iyi olur yine...

6 Şubat 2009 Cuma

Kart Geliyorum Dedi


Emre yerde kalır, hakem "devam" der. Emre sinirlenir. Önce hakeme bakar, sonra ayağa kalkıp rakibe. O an yakın planda ekrana yansıyan Emre'nin bir deparı vardır. İsviçre maçı sonrasında çıkış tüneline doğru attığı deparın aynısı. Koşarken "kırmızı geliyor" dedim kendi kendime. Kendisi de farketmiş olacak ki vites küçülttü, sarıyla kurtardı. Bu nedendendir ki Aragones devre arasını bekleyemedi, 41'de oyundan aldı.

5 Şubat 2009 Perşembe

Karın Ağrısı Kupa Statüsü


Bugün itibariyle Fortis Türkiye Kupası, çeyrek final maçları tamamlandı ve yarı finalistlerin tamamı belli oldu. Tabi bu aşamaya gelene kadar ligimizdeki birkaç takım birbirinden yeterince soğudu. Fenerbahçe ile Bursaspor, Beşiktaş ile Antalyaspor, Galatasaray ile Sivasspor. Kupa statüsünün aşırı planlı düzeni sayesinde bu takımlar çok kısa dönemler içinde birbirleriyle 3'er maç yapmak durumunda kaldılar. Fenerbahçe-Bursaspor ve Beşiktaş-Antalyaspor eşleşmelerinde taraflar aynı gruplardan gelmiş ve tekrar kupada karşılaşmak durumunda kalmışlardı. Üstüne bir de kaderin cilvesidir ki Beşiktaş'ın Antalyaspor'la ve Galatasaray'ın Sivasspor'la olan lig maçları bu kupa maçlarının arasına denk geldi. Dolayısıyla rakipler birbirine ziyadesiyle doydular ve hatta inceden soğudular. Hatta biraz daha ileri götürecek olursak birlikte idmana çıkacak duruma geldiler. Yayıncı kuruluştan başka durumdan memnun olan yoktur zannediyorum. Ceremesini çeken ise futbolcular. Birkaç hafta sonra Fenerbahçe ile Bursaspor bu sezon 5. kez karşılaşacaklar ama birbirlerini özlemeye pek fırsatları olmayacak.

Yayıncı kuruluş ve federasyon Galatasaray'ın elenmesinden pek memnun değildir muhtemelen. Şu andan itibaren de Beşiktaş ve Fenerbahçe'nin finale kalması için dua etmeye başlamış olmalılar. Zira statü tamamen bunun üstüne kurulu, karşılığını almak istiyorlar.

Ankaraspor - Denizlispor
Beşiktaş - Antalyaspor
Fenerbahçe - Bursaspor
Sivasspor - Galatasaray