27 Şubat 2009 Cuma

UEFA Kupası Son 16


Bu sene UEFA Kupası, önceki senelere göre takım kalitesinin yükseldiği bir turnuva oldu. Grup kuraları sonrası gruplara bakınca finallerin son yıllarda olmadığı kadar heyecanlı olacağı kolayca görülüyordu. Ama ne var ki sonrasında yaprak dökümü geldi. Grup aşamasında kayıplar başladı. İlk olarak gruptan Schalke, Benfica ve Sevilla gibi takımların çıkamamasına şaşırmıştık. Son 32'ye girildiğinde ise eşleşmelerin sonucu daha kolay tahmin edilebilir gibiydi. Ama bu turda da beklenmeyen kayıplar oldu. Öncelikle final favorileri olan Valencia ve Milan bu turda elendi. Bu iki takım dışında bu turda Aston Villa, Deportivo, Tottenham ve Fiorentina da elenince turnuva enteresan bir hal aldı. Öncelikle bu zamana kadar yapılan tahminlerin tamamına yakını yattı. Tahminlerin zor olduğu eşleşmeler olacak artık. An itibariyle UEFA Kupası'nda sadece 1 İngiliz takımı kaldı ve İspanyol takımlarının hepsi elendi.

Galatasaray'a da not düşmek lazım. Maçı izleyemediğim için üzerine yazamadım ama büyük iş başardı. 0-0 rövanşında, kendi sahasında 3 gol yediği bir maçta turu geçebildiği için tebrik edebilmek lazım. Yalnız Galatasaray'da çok önemli bir defans sorunu olduğunu tekrardan gördüm. Son 3 lig maçında da kritik defans ve kaleci hatalarından yenen gollerin devamı bu maçta da geldi. Servet'in olmayışı da etkiliydi tabi ama sonraki tur için daha önemli sıkıntılar olması muhtemel. Zira bugün gelen habere göre Mehmet Topal'ın da omzundan sakatlandığı ve ameliyat olacağı söyleniyor. Hamburg maçlarında Mehmet'in olmadığı bir orta saha da pek lezzetli olmayabilir. Maç programını net bilmiyorum ama ilk maçın Ali Sami Yen'de olması Galatasaray için avantaj olur diye düşünüyorum.



Bütün bunların yanında turnuvanın yükselen değeri bu turu da gol yemeden geçen Metalist Kharkiv. Performans sıralamasında turnuva lideri olduklarını zannediyorum. Bu turda Dinamo Kiev'le eşleştiler. Ligde aralarında oynanan maçta Metalist'in 4 gollü galibiyetinden bahsediliyordu. Bu turu da geçerlerse yarı final görmeleri hiç sürpriz olmaz.


4. Tur Eşleşmeleri:


İlk maçlar 12 Mart, rövanş maçları 19 Mart'ta oynanacak.

25 Şubat 2009 Çarşamba

Pas Verdirmem Sana


“Amauri’nin futbolculuğunu tartışmıyoruz. Ama ben, onun tutumunu gerçekten de anlayışla karşılayamıyorum. Çünkü ilk başta Brezilya Milli Takımı'ndan haber bekledi ve bize Finlandiya ya da Azerbeycan muamelesi yaptı, ama değiliz. Biz İtalya’yız. Dört kez Dünya Kupası kazanmış bir takımız ve kimseye ihtiyacımız yok. Bence Brezilya için oynaması daha hayırlı olur.”

Yukarıdaki sözler Gennaro Gattuso'nun, Amauri'nin İtalya Milli Takımı'nda oynama talebiyle ilgili yorumu. Olayla ilgili iki futbolcu da kendince haklı. Brezilyalı bir forvet için en zor şeylerden biri kendi ülkesinin milli takımında oynamak. Başka bir milli takımda oynamak istemesi de normal. Gattuso ise olayın trafiğinden rahatsız. Ali Tandoğan gibi "Biz Brezilya milli takımında oynuyor muyuz?" demiyor elbet. Brezilya'dan haber beklerken bizi sallamadı diyor. Haklı da. Çünkü şu an Amauri, İtalya Milli Takımı'nda oynayabilmek için vatandaşlık işlemlerine başladı ve İtalya Futbol Federasyonu'ndan yanıt bekliyor. Yani bir başka deyimle davet bekliyor; "Başkanım beni al" durumu bir nevi. Amauri'nin keyfini kaçırmış olmalı son muhabbetler. Muhtemelen İtalya Milli Takımı'nda ters düşmek isteyeceği son adamdır Gattuso. Mazallah pas verdirmez adama...

Şampiyonlar Ligi: 2. Tur İlk Maçlar #1


İlk gün itibariyle fikirleri yeterince şekillendiren sonuçlar çıkmadı. Öncelikle ilk günün en çok merak edilen karşılaşmasında Inter ile Manchester United 0-0 berabere kalarak tahminleri zorlaştırmaya devam etti. Deplasmanda yenilmemek her ne kadar avantaj gibi görünse de bana göre ilk maçta alınan 0-0'lık skor her zaman risklidir. Inter'in rövanşta atacağı muhtemel bir gol maçı muazzam bir havaya sokar. Kaldı ki Manchester, Chelsea gibi 1-0'a oynayabilen bir takım olmadığından işi şansa bırakmayacak bir galibiyete oynayacaktır. Inter'in başında Mourinho olmasa işleri zor derdim ama maç öncesi demeçler rövanşın vereceği keyfin habercisi gibi. Mourinho turla ilgili olarak, "Bizim için tabi ki zor bir eşleşme ama Manchester için daha sıkıntılı olacak, çünkü 2 hafta sonra biz turu kutluyor olacağız" diyor. Mourinho'nun söylediği kadar basit ve kesin olmasa da bu sene izlediğim maçlardan en iyisi olmaya aday görüyorum bu rövanşı.

Diğer maçları izleyemedik, ama skor itibariyle en avantajlı sonucu Arsenal, Emirates'de Roma'ya karşı almış: 1-0. Bu turun galibi olarak Arsenal'i tahmin ediyordum, ilk maçtan sinyallerini vermiş. Fransa'da Lyon'la Barcelona 1-1 berabere kaldı. Lyon 70'e kadar 1-0 önde götürdüğü maçı bu şekilde tamamlayabilse belki diyebilirdik ama Barcelona bu turun öncelikli favorilerinden. Rövanşta da sıkıntı yaşayacaklarını zannetmiyorum. Atletico Madrid'le Porto da kafa karıştıran bir skorla tamamladı maçı: 2-2. Atletico Madrid 2 kere öne geçmesine rağmen Porto bir deplasman için avantajı inkar edilemeyecek bir skor aldı. Ama Porto'nun kolay gol yiyen bir takım olduğunu düşününce rövanşı zevkli maçlardan olmaya aday bu eşleşme de. İlk maçlar öncesi favorim Atletico Madrid'di. Şu an zor bir skor aldılar ama hala turu geçebilirler. Nasıl bir maç oldu henüz bilmiyorum ama Porto'ya hala ağırlıklı şans veremiyorum. İkinci maçta da bir şekilde öne geçebilirse Atletico turu geçer diye tahmin ediyorum.


Arsenal 1 - Roma 0
A. Madrid 2 - Porto 2
Inter 0 - Manchester United 0
Lyon 1 - Barcelona 1





* * *

Özetleri az önce izledim. Beklediğimin dışında gerçekleşmiş bazı maçlar. Mesela Lyon ilk maçta turu alabilecek pozisyonlar bulmuş. Porto da aynı şekilde. Lisandro 2 gol atmasına rağmen muazzam pozisyonlar harcamış. Porto'yla ilgili fikirlerim biraz değişti, tur şansları tahmin ettiğimden daha fazla olabilir. Ama hala Lyon'un İspanya'da turu alabileceğini zannetmiyorum. Özetlerden aklımda kalan birkaç enstantaneyi de paylaşıyım yeri gelmişken. Juninho bir kez daha "ben burdayım" demiş. Dar açıdan muazzam bir frikik golü atmış. Porto'nun yediği ikinci gol de büyük bir kaleci talihsizliği olmuş. Helton'un bu gece uykuya dalmasını zorlaştıracak cinsten bir goldü. Günün en enteresan olayı ise Arsenal - Roma maçının ikinci yarısı başladığında Gallas ve Toure'nin sahada olmamasıydı. Maç başladıktan kısa süre sonra çıkış tünelinde koşarak forma giyerken göründüler. O heyecanla pervasızca sahaya dalan Toure bir de sarı kart gördü.

23 Şubat 2009 Pazartesi

Kırılma Noktası


Dakika 87. 3-3'ten 2-5'e...
Galatasaray 2 - Kocaelispor 5

("Maçın Kritik Anları" başlıklı birçok foto galeri gezdim bu akşam. Hiçbiri penaltı anını kritik bulmamış.)

22 Şubat 2009 Pazar

Confused


Gençlerbirliği 1 - Fenerbahçe 0