4 Ağustos 2008 Pazartesi

bu nasıl bir yönetim


demirören ve ekibinin iğrençliklerini yazmak istemiyordum ama artık dayanamdım. seriç'in sözleşmesi fes edilmiş. sebebi gordon sciheldenfel'i başka takıma yollayamadığı için kontenjanın dolu olması. milliyet'te '' imza parası olarak 200 bin euro alan, yıllık ise 750 bin euro garanti paraya mukavele imzalayan hırvat futbolcu ile 1 yılı opsiyonlu üç yıllık sözleşme yapılmıştı. 200 bin euro'luk imza parasını alan seric'in 10 eşit taksit ile alacağı ilk yıllık 750 bin euro'luk ücretinin ise bir kısmının ödeneceği öğrenildi. '' yazıyor. şimdiden 200 bin euro zararda yani beşiktaş. ileride bu zarar daha da artacakmış. beşiktaş ne için zararda, 1 kere bile forma giymemiş futbolcu için zararda.

gordon'un gelişi bile çok garip. geçen sene devre arasında beşiktaş hırvar stoper dino drpiç ile anlaşıyor. sonra drpiç in kıçını açtığı görüntüler youtube da tavan yapıyor. bize yakışmaz diyerek vaz geçiyorlar. dinamo zagrep başkanı parayı vermem diyor. alın takım burda, istediğini seç diyor beşiktaş yönetimine. zaten antalya'da kamp yapan takımın bir maçını izliyor beşiktaş. madem öyle gordon'u alalım diyor. ulan bakkaldan alışveriş mi yapıyorsunuz? gordon'un maliyeti ile drpiç'in maliyeti arasındaki farkı sakızla mı kapatmış olabilir misiniz?

bir de stad projesi var ki akıllara zarar. akıllara daha fazla zarar gelmeden bu yönetim gönderilsin artık.

3 Ağustos 2008 Pazar

''o bile inanmıyordu''


bir ara her hafta medyada erol bulut haberleri çıkardı. erol fenerbahçe'nin son durumu ile ilgili yorumlar yapardı kendi sitesinden. son günlerde medyada pek bi sesi soluğu çıkmayınca kıllandım. internet sitesine girip bakındım biraz. orada bir anısını yazmış ;

''1995-96 sezonu… Henüz 20 yaşındaydım. Dünyanın en büyük takımlarından biri olan Fenerbahçe forması giyiyordum. Oldukça başarılı bir sezon geçirmiştik. Ancak yaşadığımız bir takım şansızlıklar nedeniyle en büyük rakibimiz Trabzonspor karşısında 2 puan geriye düşmüştük. Bitime 3 hafta vardı ve bizim deplasmanda Trabzonspor’u yenmekten başka alternatifimiz yoktu. Beraberlik bile bize yetmiyordu. Takımdaki herkes endişeli ama bir o kadar da inançlıydı. Çünkü Trabzonspor Türkiye Ligi’nin en zorlu deplasmanı sayılıyordu ve evlerinde kolay kolay yenilmiyorlardı.. Zaten tüm spor kamuoyu da Trabzonspor’u şampiyon olarak ilan etmişti.

Maçtan bir gece önce rüyamda Trabzonspor’u 2-1 yendiğimizi gördüm. Sabah kalktığımızda rüyamı arkadaşlarımla paylaştım. Herkes “inşallah dediğin gibi olur” dedi.

Maça Trabzonspor hızlı başladı ve 1-0 öne geçti. Ben yedek kulübesinde oturuyordum. Kulübedeki herkes tüm umudunu yitirmişti. Herkes şampiyonluğun gittiğini düşünüyordu. İlerleyen dakikalarda bizimkiler beraberliği yakaladı. Hocamız hazırlan oyuna gireceksin dediğinde maçın bitmesine artık sadece 7 dakika vardı. Aklıma gece rüyamda gördüm skor geldi. Girerken o zamanki Teknik Direktörümüz Perareia’ya “Hocam hiç merak etme 2-1 galibiz dedim” Kendimden o kadar emin söylemiştim ki Brezilyalı hoca bile suratıma anlamsız anlamsız bakmış ve umutsuz bir yüz ifadesi takınmıştı.

Girdikten tam bir dakika sonra verdiğim pas golle sonuçlanınca, yaşadığım duyguları şimdi buralara sığdırmam imkansız. Hem rüyam çıkmış hem de biz şampiyonluğun kapısını aralamıştık. Perareia maç sonrasında bana gelerek attığım gol pası için teşekkür etti ve “ Sen girerken ben maçı artık kazanamayacağımızı düşünüyordum. Her şeyin bittiğini sanıyordum.

O kadar kararlı kazanacağız dedin ki o andan itibaren ben de kazanacağımıza inanmaya başladım” dedi.O an yaşadıklarımı asla unutmadım ve yaşantım boyunca da unutacağımı sanmıyorum

erol bulut 20.09.2002 ''

***

bir de benim aklımda kalan bir demeci var. aziz yıldırım kendisiyle sözleşme yenilemeyip gönderdiği zaman erol bulut şu açıklamayı yapmıştı; ''benim yerime abdullah'ı aldılar. istatistiklere bakın abdullah benim 2 senede attığım golü tüm futbol yaşantısınca atmamıştır'' gerçekten öyleydi. beşiktaş'a bir bazukasını hatırlarım ama 2-1 lik mağlubiyetten kurtulamamıştık.

2 Ağustos 2008 Cumartesi

balans ve manevra


bugün bakırköy'de bi dükkanda 3 liraya dvd gördüm. daldım hemen sepete başladım karıştırmaya. tabi ki piyasa filmleri bulmanız imkansız. belki de vardı millet sömürdü onu bilemiyorum. her neyse... sonuçta 3 lira bi dvd. balans ve manevra'yı buldum orada.

izleyenler kötü film falan diyordu. ek$i sözlükte de pek iç açıcı yorumlar yoktu. ama yani filmdir işte. kötüdür ama eğlencelidir. belki farklı birşeyler vardır diye düşünerek aldım. ve herkese öneriyorum. alın izleyin. hatta 19.90 ytl ye bulup alın izleyin. izleyin ki ibret olsun. bir daha filmler hakkında konuşurken 2 kere düşünün. hayatımda bu kadar sıkıcı, bu kadar kötü bir film görmedim. çok ciddi söylüyorum berbat bir film.

mesela yine teoman'ın oynadığı romantik filmi bence kötü değildi. iyi bir senaryosu var o filmin. oyunculukta kötü değildi. yine teoman'ın oynadığı mumya firarda filmi var. onu hiç izlemedim. onun içinde kötü bir film diyorlar. ama eminim az da olsa eğlenilecek bi kısmı vardır o filmin (selami şahin'in olduğu yerde eğlence olmaz mı :) ). kaliteli film aramıyorum ben zaten. ucunda köşesinde yine bir güzelliği vardır çoğu filmin.

hani saygısızlık da etmek istemiyorum. forumlardan öğrendiğim bi ''emeğe saygı'' cümlesi vardır. ne bileyim işte kötü film.

Mola

Gün itibariyle 10 günlük bir tatile çıkıyorum. Midemi bozmuşum ve inceden ateşim var, antibiyotik tedavisine başladım. Doktorun söylediğine göre MTK maçı öncesi yediğim köfteden olmuş. Gece gece Novalgine iğneyi çaktı, frikik kullanamaz duruma soktu beni. Sabahın köründe de kalkıp direksiyon sınavına gittim. Böyleyken böyle, bu tatil kokteyl yerine sandozlarla geçecek gibi. Umarım geldiğimde Fenerbahçe uygun bir transfer yapmış olur.

1 Ağustos 2008 Cuma

umut sarıkaya #10