28 Eylül 2009 Pazartesi

Uefa Şampiyonlar Ligi Fantasy Football #2


Şampiyonlar Ligi bu hafta 2. maçlara sahne olacak. Uefa'nın resmi sitesinde fantasy football oyununda yerimizi almıştık bizde. Geçtiğimiz haftalarda blogger yasaklaması ile güme giden Blog İdamn Yurdu Ligi duyurumuz vardı. Hem onu hatırlatmak, hem de sezon sonunda kazanana hediye vereceğimizi bildirmek isterim. Kazanan arkadaşa Pierluigi Collina'nın otobiyografisi ''Benim Oyun Kurallarım'' kitabını hediye ediyoruz. Katılım açık, herkesi bekliyoruz.
lige katılım kodu; 8724-8760

Duraklamadan Sonraki Devir, Çöküş


Milan sezon başında beklendiği gibi kötü gidiyor. Milan'ın orta saha kurgusuna bakıyorum. Pirlo, Gattuso, Ambrossini 3 lü blok halinde göbekte, önlerinde de Seedorf ve Ronaldinho var. Pirlo bugün İnter'e transfer olsa fark yaratır. Gattuso bugün Juventus'a transfer olsa fark yaratır. Zamanında Milan'da da fark yaratıyorlardı ama yaratmıyorlar artık. Ancelotti'nin kurduğu ortasaha da buna benzerdi ama arada nüans farkı var. Milan geçmiş yıllarda oyunu tutan, rakibine fazla pozisyon vermeyen, sabırlı, sonuç odaklı bir takımken artık bu özelliğini de yitirmiş durumda.

Dün Milan-Bari maçını sonradan açmış olsanız Milan'ın sol bekinde kimin oynadığını duymak için uzun bir dakika beklemeniz gerekirdi. Milan yapı olarak yıllardır orta saha kanatlarında çizgi oyuncu oynatmıyor. Hücumcu bekler ile götürüyorlar kanatları. Sağ bekte bugün Abate vardı. Abate normalde sağ bekten daha çok ofansif biri. Sol bekteki Zambrotta'yı hepimiz tanıyoruz zaten. Bu iki isim hücumcu olmasına rağmen çok az hücuma çıkıyorlar. Ronaldinho eski sihirbazlık numaralarını yapamıyor. Hücumda Ronaldinho ve Seedorf sadece 2 ye 1 lerle pozisyon arayışında. Fazla seçenekleri de yok zaten. Huntelaar da hiç beslenemiyor.

Bari maçı üzerinden değerlendirmelerde bulunduk ama genel yapı bu şekilde. Pato, Jankulovski, Oddo, Inzaghi oynadığında da aynı kısırlıkta seyrediyor takım. Leanardo belki kurulu bir yapıyı idare ettirebilecek, belki Guardiola gibi üstüne koyabilecek bir teknik adam olabilirdi ama yetersiz bir takımı toplayacak görüntüden uzak. Yeni taktikler, yeni sistemler geliştirmek zorunda. Belki Ronaldinho sol çizgiye, Pato sağ çizgiye atılmalı. Teknik direktör olarak bir şeyleri değiştirmeli Leonardo ya da eski görevine geri dönmeli.

Tapas



Fahişeye Deportivo La Coruna kadrosu saydıran Türk kılıklı bir restaurant sahibi, Torbacı yaşlı bir kadın, şarküterici bir dul, Ferran Adria izleyen bir Çinli. Bu betimlemeler yeter de artar bile. Ben tavsiye edecek kadar beğendim. İmdb'yi takmam bile.


yazan, yöneten; Jose Corbacho & Juan Cruz

imdb notu; 7.0

26 Eylül 2009 Cumartesi

Antalyaspor 1 - 2 Fenerbahçe


Bazen bu ligi, bu futbolu neden bu kadar çok izliyorum diye düşünüyorum. Blogda 700 küsür post var. Bu postlardan sadece 2 veya 3 tanesinde hakeme değinmişizdir. Bu postta da değinmek istemiyorum ama sadece bir kaç cümle edeceğim. Türk hakemlerinin faul kıstaslarına, sarı kart kıstaslarına, penaltı kıstaslarına hiç değinmeden sadece bir kaç cümle. Artık Türk hakemlerinden tek beklentim oyunu kesmeden doğru veya yanlış ama akıcı bir şekilde yönetmesi. Bugün oyun en az 3-4 kere sanki 1. dk dan başlarmışcasına soğuyarak başladı. Oyunun durmasını sağlayan Antalyaspor olsa yine eyvallah çekeceğim ama maçı soğutan hakemdi.

Oyunun başında Fenerbahçe iyi başladı. Sezon başında Emre'nin yaptığı ürpertici hücum presten çok, topu ayağında çevirerek oynadı Fenerbahçe. Golü de erken buldu. Golden sonra da çok farklılık göstermedi oyun. Fenerbahçe yine futbolunu oynamaya çalıştı. Biraz Gökhan Gönül'ün gününde olmaması, biraz da anlık konsantrasyon kaybıyla golü kalesinde gördü. Golden sonra Fenerbahçeli futbolcular yavaş yavaş oyundan düştü. Bunda yukarıda bahsettiğim gereksiz yere çok fazla duran futbolun da etkisi vardı.

Gökhan Gönül'ün çıkıp Semih'in girmesiyle Mehmet Topuz sağ beke geçti. Alex ortasahayı ikiledi, Semih de forveti. Bazı kesimler ''bu değişikliği ile Daum maçı kurtardı'' diyebilir. Bu gaflete düşmeyiniz sevgili okur. Bu değişiklik Fenerbahçe'nin ortasahada bir adam eksik mücadele etmesine ve Antalyaspor'un top yapmaya başlamasına vesile oldu. Sağ beke geçen Mehmet Topuz kaç kere bindirdi veya Wederson kaç kere bindirdi o dakikadan sonra. 80. dakikalara gelinirken kör dövüşüne sahne olan maç, Cristian'ın müthiş mücadelesi ve Fenerbahçe'li oyuncuların topu rakip alana taşıdıktan sonraki geri döndürmeyip, tüm dönen topları alması tek kaleye çevirdi maçı. Bir bakıma da risk alınmış oldu. Son dakiklarda ise Antalyaspor topu idare etmeyi başarınca da 1-2 net pozisyon buldu. Tam o dakikada cesaretlenen Antalyaspor risk almaya başlayınca kaptan Alex cezayı kesti. Fenerbahçe kendi risk aldığında değil, rakip risk aldığında golü buldu.

Fenerbahçe kötü oynadı demek yanlışlık olur. Çünkü oyunun çok durması futbolu kesik kesik izlememize sebep oldu. Baktığımız zaman direkten dönen 3 top var. Güiza'nın atamadığı 2 net pozisyon var. Yani Fenerbahçe yeteri kadar pozisyon buldu ama adsl gibi zaman zaman 100 kb/s ile zaman zaman da 15 kb/s download edilen süreç gibiydi maç.

7'de 7 oldu. Şampiyonluk yolunda devamlılık çok önemlidir. Şu an da bunu başarıyoruz. Maçın yıldızı tartışmasız Alex iken, en kötüsü de tartışmasız Güiza idi.

U-20 Dünya Kupasında Maç Zevki


u-20 dünya kupasında dün 3 maç oynandı. İspanya - Tahiti maçında tam 8 gol vardı. Gollerin 8 ini de İspanya attı. Bu maç üzerinden turnuvanın gidişatı hakkında biraz bahsedelim. İspanya kadrosundaki hemen hemen tüm oyuncular 1. ve 2. ligdeki önemli takımlarda forma giyiyorlar. Ülke dışında top koşturan 2 oyuncu Fran Merida Arsenal'de(çok ilginç bir transfer hikayesi var. Yakın zamanda bloga aktarabiliriz.), Iago Falque ise Juventus'ta top koşturuyor. Tahiti'li futbolcuların da 1 i hariç hepsi Tahiti liginde top koşturuyor (Taumihau Tiatia Fransa'nın ''Ligue du Nord Pas-de-Calais'' liginden Wasquehal'da oynuyor). Ortada çok ciddi bir güç farkı var. İspanya 8 gol attı ama maçta 12-13 gol bile izleyebilirdik. Oyunun temposunu zaman zaman rölantide geçirdi desek yeridir. Oyuna 66. dakikada giren Kike yaklaşık 6-7 dakika 4. hakemle birlikte maçın durmasını bekledi. Bu süre zarfında top devamlı İspanya Milli Takımının kontrolündeydi. Dolayısıyla 8 gol izlememize rağmen maçın hiç bir zevki yoktu.

Turnuvanın diğer gruplarına baktığınızda, İspanya-Tahiti maçı kadar güç farkının bulunduğu maçlar olmayacak olsa da buna benzer karşılaşmalar izleyebiliriz. Bu tip turnuvalarda grup maçları sırasında bir çok maç sıkıcı geçebilir dolayısıyla. Güç dengelerinin yanı sıra futbolcuların yaşlarını da değerlendirmek gerekiyor. Aslında futbolun önde gelen ülkeleri için bazı futbolcular 2. şansını kullanıyor. Çünkü ileride üst düzey futbolcu olacak oyunclar zaten 20 li yaşlarından önce A milli takımlarda yer buluyorlar. Dolayısıyla büyük takımlarda da öğreneceği çok şey olan futbolcular bulunuyor. Bu nedenle turnuvanın hakkını veren futbolu ise grup maçlarından sonra izleyebiriz.