31 Aralık 2008 Çarşamba

Black Russian


Yılbaşı özel programımıza bir kokteyl tarifiyle devam ediyoruz. Önereceğim kokteylin kısa tanımı, minimum zahmet, maksimum lezzet: Black Russian.

Bunu seçmemin temel nedeni malzemesi kolay temin edilebilir ve az olması öncelikle. Votka ve Kahlua işimizi görecektir. Bunun dışında kendiniz de eklemeler yapabilirsiniz ki kola ile tüketimi de yaygındır bu kokteylin. Hazırlanışı gayet kolay; kahlua ve votkayı bardakta karıştırmanız yeterli olacaktır. Kahlua yerine varsa kahvegillerden herhangi bir likör de konulabilir. Buzla servis edilir ve keyifle içilir. Tadını seyreltmek için kola da ekleyebilirsiniz ama içimi kolaylaştıracağından biraz daha dikkatli olmanızı öneririm. Zira bu gece 12'yi görmek istersiniz diye düşünüyorum.


-1 ölçü votka
-2 ölçü kahlua

Ayrıca eldeki malzemelere biraz süt takviyesiyle White Russian da denenebilir. Benim öncelikli tercihim budur. Afiyet olsun, iyi seneler...

Kısa Kısa


  • Yeni yıla girerken sıklıkla yazılır böyle şeyler, 2008'den kalanlar tadında. Ben de başlığı "Kısa Kısa 2008" olarak belirlemiştim, ama ilk maddeden anladım ki 2008'i maddeleyecek kudrete sahip değilim şu an.

  • Ama söz seneye bugün hazırlanmış olarak "2009'dan Geriye Kalanlar" başlığıyla sizleri karşılamak için yarından itibaren çalışmalara başlıyorum. Zira televizyonda bütün kanallarda gördükçe ben de imreniyorum buna.

  • Hazır konusu açılmışken, önceki gün FB TV'de "2008'in En Güzel Golleri"ni izliyordum. Obafemi Martins'in Inter formasıyla attığı gol görülmeye değerdi.

  • Massimo ile ara ara telefonda konuşuyoruz. En şikayetçi olduğu şey havanın soğukluğuyla beraber televizyonda her daim Kral Tv'nin açık olması anladığım kadarıyla. Durum nedir dedim, "Ebru Yaşar 1 numara" dedi. O an hatırladım, bir Ebru Yaşar vardı. Hala da varmış meğer...

  • Milli Piyango'dan herkes kadar umutluyum. Ama 25 trilyon çıkarsa sadece kendimi düşünmek gibi bir niyetim yok. Her ne kadar benim payıma 6 trilyon düşse de siz sevili okurları da düşünüyorum. Bu yazıya yorum yapan 3 okura laptop hediye edip, blogun sağ sütununu lale bahçeleriyle donatmayı düşünüyorum. Bilet No: 5554446

  • Üstteki maddeyi kendi biletinden* umudu olmayanların desteğini alabilmek için yazdım.

  • Yine üstteki maddede * işaretinin olduğu yerde burnum kanadı. Bu ara size çok kısa geldi diye tahmin ediyorum. Ama beni gayet uğraştırdı ve baya vakit aldı.

  • Yılbaşı gecesi balık yiyecek olanlar; yanında yoğurdu esirgemeyin, keyfinize bakın.

  • Bu madde işveren kesime. Bu maddelerden birine reklam vermek isterseniz benimle mail yoluyla iletişime geçin. Ürününüzden çok memnun kalmış havası yaratıp herkese sevdirebilirim. Üstelik kaçıncı madde olacağını siz seçersiniz.

  • 2009'da Fenerbahçe'den sağlığımızı bozmamalarını, mutluluğumuzu eksik etmemelerini istiyorum. Eğer bu isteğimi yerine getirirlerse yakın geçmişe bir sünger çekebiliriz beraberce. Ama ilk önce Lugano'yla sözleşme yenilesinler.

  • 2008 Anelka'nın yılı oldu diyicem ama her yıl onun yılı. Oynamış oynamamış umrunda değil ki adamın.

  • Dikembe Mutombo tekrar sahalara dönmüş. Artık pek izlemesem de mutlu oldum, tanıdığım biri daha eklendi NBA camiasına. Hem de sempatizanı olduğum Houston Rockets'la sözleşme imzalamış ki ne güzel.

  • Böyleyken böyle (bu da ne demekse), size daha iyi bir yılbaşı mönüsü hazırlamak isterdim ama bu çıktı şimdilik. Evde takılacaklar için bir de kokteyl önerebilirim akşam saatlerinde. Hepinize şimdiden mutlu yıllar diliyorum.

30 Aralık 2008 Salı

Alex'in Stratejisi


Alex önceki gün Fenerbahçe'deki durumuyla ilgili bazı açıklamalar yaptı kişisel sitesinde. Kulübün kendisine olan yaklaşımından yakındı. Şikayetlerinde kendince haklı ama bence izlediği strateji geri tepmeye çok meyilli. Tahminim yönetimin yeni sözleşme için daha hızlı davranmasını sağlamak istemiş. Yaptığı açıklama faydalı olur mu, sanmıyorum. Zira kulüpteki 4. yılını doldurmuş olan bir futbolcu olarak yönetimin, özellikle Aziz Yıldırım'ın bu konudaki yaklaşımını az çok tahmin edebilmeli. Doğruluğunu tartışmıyorum ama Aziz Yıldırım bu konularda pek ılımlı değil bilindiği üzere. İşi inada bindirmekte tereddüt etmeyen yapısı durumu zora sokabilir. Alex'in de bundan memnun kalmayacağı kesin. Avrupa'da bu kadar kolay oynayabileceği ve bu kadar saygı göreceği başka bir takıma gitmesi zor. Kaldı ki belli bir yaştan sonra gideceği takımda alternatif oyuncu olması olası. Brezilya'ya dönerse tersi olur ama tercihi bu değildir heralde.

Yaptığı açıklamanın doğruluğu veya yanlışlığından bahsetmiyorum. Sadece tahmin ettiğim şekil bir strateji ürünüyse bu açıklama bence etkili olmaz. Kulüp bugün resmi sitede durumla ilgili bir açıklama yapmış, sözleşmesi biten oyuncuların menejerleriyle 5 Ocak'ta görüşüleceği söylenmiş. Alex konusunda pek umutlu değilim ama. Çünkü yine bugün resmi sitede yayınlanan Onur Belge'nin açıklamalarında, Başkan'a konuyla ilgili sorulan soruların cevapsız bırakıldığı yazıyor.

Alex geçtiğimiz sezon kulüpten ayrılsa daha kabul görür bir durum olabilirdi. Ama Türk vatandaşlığına geçebileceği sezonda gönderilmesi taraftarı değilim. İstenen yıllık ücrette önemli bir sıkıntı yoksa kalmalı derim. Umarım bu iş de inada binmez...
* * *
Edit: Türk vatandaşlığına geçme şansı yokmuş. Başvurudan sonra 5 yıl geçmesi gerekiyormuş. Saçma da olsa kural işte...

C'est la Vie


Sevgili okur;

Sen bu satırları okurken, ben Beylikdüzü'nün karlı yollarında olucam. O yola da Gebze'den başlıycam. Onun için şu an yanımda bir tane şu üsttekinden, birkaç da kaset olsun isterdim. Soğuktan kaset değiştirmeye üşenmek, pil bitmesin diye ileri sardırmaya korkmak. Hayat budur işte...

29 Aralık 2008 Pazartesi

"Tamam Ağabey" Sıkıntısı


Adnan Polat bugün genişçe bir basın toplantısı yapmış. Yapmış diyorum çünkü sonrasında öğrendim, çünkü günler öncesinden esip gürlemedi toplantım var diye. Ama buna rağmen 150 civarı basın mensubu katılmış. Demek ki böyle de olabiliyormuş. Herneyse mevzu o değil zaten...

Kısmen kafası rahat bir başkanın açıklamalarını izledim. Transferlerden, teknik kadrodan, UEFA Kupası'ndan, kaptanlık meselesinden ve eski oyunculardan bahsedildi hatırladığım kadarıyla. Ama bütün bu konuların arasında bir muhabbet özellikle dikkatimi çekti. Eski futbolculardan bahseden Adnan Polat, gidenlerin takıma zarar verdiğini söyledi. Onunla ilgili bir yorum yapmıycam, benim dikkatimi çeken, konuyla ilgili son cümle oldu:

"...Bülent ve Hakan'a tüm eski oyuncuları toplayıp beraber yemek yiyelim teklifinde bulundum. Onlar da 'tamam ağabey' diyorlar. Hala 'başkanım' demiyorlar. O konuyu da çözmek istiyoruz."

Acaba konuyu kendi içinde mi yoksa futbolcularla mı çözecek. Zira 'başkan' olarak bir şeyler yapmasını bekliyor olabilir Hakan Şükür ve diğerleri...