18 Aralık 2009 Cuma

UEFA Avrupa Ligi Grup Elemeleri Analizi


Bizim açımızdan güzel bir Avrupa Ligi geçti. Her 2 Türk takımı da gruplarında liderliği elde ettiler. Geçmiş turnuvalarla karşılaştırdığımızda önemli bir başarı. Her ne kadar şanslı kuralar çeksek de bitime 1 hafta kala liderliğin garanti olması, son maça yedek kadro ile çıkılması sevindirici. Bu durum belli bir düzeye geldiğimizin göstergesidir. Bu turnuvanın şu ana kadar ki en başarılı takımı şüphesizki Salzburg oldu. Grubunda 2 büyük ligin 2 büyük hayal kırıklığı vardı. Buna rağmen her 2 takımı da deplasmanda yenmesi alkışlanmalıdır. Alkışlanması gereken diğer takımlar; Grubunu lider bitiren Anderlecht, son maçta kendi evinde Hamburg'u yenip liderliğe çıkan H. Tel-Aviv. Hayal kırıklıkları ise Celtic, Lazio ve Steaua Bükreş.

Romenlerin 4 takımı vardı bu turnuvada. Steaua, Dinamo, Timişoara ve Cluj. Dinamo dışında diğerleri gruplarını sonuncu bitirerek elendiler. Avrupa Ligi yoluna, Şampiyonlar Liginde süpriz yaparak 3. olan Unirea ile devam edecekler. İtalyanlar'da 3 takım ile katılmışlardı. Lazio ve Genoa elendi. Yola Roma ve Şampiyonlar Liginden gelen olan Juventus ile devam edecekler. Genoa - Valencia maçını izledim bugün. Maç öncesi taraftar coşkuluydu ve olumlu bir hava vardı. İyi de başladılar maça. 45+1 de Buruno Sartor'un enteresan golüyle yenik duruma düştüler. 2. yarıya daha da baskılı başladılar. 51. dakikada Crespo çok güzel bir gol attı. Genoa baskıyı arttırdıkça karşısına Bruno Sartor çıktı. FM diliyle bugün 10 oynadı gerçekten. Çok önemli kademelere girdi. Genoa kalecisi Scarpi'nin son dakika hediyesi ile Valencia 2-1 kazandı (85. dk da D.Villa hakemin uydurduğu bir penaltıyı da kaçırdı). Sahada Genoa adına kalite eksikti. Palacio birşeyler yapacak ki Crespo golle buluşacak gibi bir hava vardı bütün baskıya rağmen. Eskiden bu kalibredeki İtalyan takımları böyle değildi. Çeyrek finaller, yarı finaller hatta final görürlerdi. Artık vergileri mi düzenlerler ne yaparlar bilemem ama İtalya Ligi gerçekten çok kan kaybetti.

Konuyu dağıtmadan ülke bazında nasıl sonuçlar çıkmış bakalım;
Tur atlayan takımların ülkeleri; Almanya(3), Hollanda(3), İspanya(3), İngiltere(2), Türkiye(2), Belçika(2), Portekiz(2), Fransa, İsrail, İtalya, Yunanistan, Avusturya, Ukrayna, Danimarka. Elenen takımların ülkeleri; Romanya(4), Avusturya(3), İtalya(2), Çek Cumhuriyeti(2), Bulgaristan(2), Hırvatistan, İskoçya, Hollanda, Letonya, İsviçre, Moldova, Belarus, Yunanistan, Fransa, Sırbistan, Portekiz. Bu sezon Avrupa Kupalarında İskoç, Hırvat, Bulgar, Çek, Letonya, Belarus ve Sırp takımı kalmadı. Şampiyonlar Liginde de bir Macar takımına elveda demiştik. Doğu Avrupa futbolu sıkıntıda.

İstatistikler;
Gol Krallığı; 6 gol; Llorente - 5 gol; Gervinho, Pizzaro, Micael, Frei
Asist Krallığı; 4 asist; Angel Di Maria, Bjorn Helge Riise
En çok gol atan takımlar; Lille(15), Shakhtar(14), Benfica(13), H.Tel-Aviv(13)
En az gol yiyen takımlar; Salzburg(2), Fenerbahçe(3), PSV(3), Shakhtar(3), Benfica(3)
En çok gol yiyen takımlar; Austria Wien(16), Rapid Wien(14), Partizan(14)
En az gol atan takımlar; Levski Sofya(1), CSKA Sofia(2), Strum Graz (3), Ventspils(3), S.Bükreş(3)
En çok kart gören takımlar; Lazio(22 sarı/2 kırmızı), AEK(18 sarı/ 4 kırmızı), Valencia(20 sarı/ 2 kırmızı)
En az kart gören takımlar; Shakhtar(4 sarı), Kobenhavn(7 sarı)
Haftaya Şampiyonlar Ligi ile Avrupa Liginin istatistiklerini karşılaştıralım. Bakalım nasıl sonuçlar ortaya çıkacak.

17 Aralık 2009 Perşembe

Ronaldo'nun Biyografisi


C.Ronaldo'nun biyografisi kaleme alınmış. Kaleme alan kişi Enrique Ortego. Belirtmezsek olmaz, Ortego bir As yazarı.

16 Aralık 2009 Çarşamba

Roberto Carlos'a Veda


Roberto Carlos hakkında uzun zamandır bir şeyler karalamak istiyordum. Kısmet 1 gün sonra çıkacağı son maçın arifesiymiş. İlk flört günlerine dönersek düşüncelerim gelmemesi yönündeydi. Ümit Özat'tan pek memnun olmayan bir kişi olarak, Avrupa'nın üst düzey futbol oynanan liglerin sıradan bir takımından gelecek orta yaşlı bir sol bek beni fazlasıyla memnun ederdi. R.Carlos'un yaşı itibariyle takım futboluna verecekleri kısıtlıydı zira. Ben bir futbol takımında yıldızların hakimiyetinden çok, takım oyunun güzelliğinden hoşlanan birisiyim. Tabi Aziz Yıldırım bunun tam tersi düşüncede bir başkan. Daima medyayı ve tribünleri gereğinden fazla heyecanladıracak şatafatlı bir isim peşinde. Roberto Carlos bitmiş bir oyuncudur, verilen paralara yazık demiyorum ama verebilecekleri kısıtlıydı.

R.Carlos tahmin edildiği gibi büyük bir gösteriş ile Şükrü Saraçoğlu çimlerine ayak bastı. Binlerce, onbinlerce forma imzaladı. Tüm bu mutluluk dünyanın gelmiş geçmiş en iyi, en sempatik ve mütevazi sol beki içindi. Bugün gazetelere bakıyoruz defansa gelmiyor, kademeye girmiyor, çok yaşlı klişeleri ile dolu. Ne oldu Roberto Carlos sevgimize. Biz değilmiydik onu Winning Eleven da hızlı olduğu için santrafor oynatan. Nankör işte bu futbol. En azından bizim ülkemizde çok nankör.

İlk geldiği sezon hala dünyanın en iyi sol beklerinden biriydi R. Carlos. Sahada da bunu görüyorduk. Her ne kadar Şampiyonlar Liginde verdiğimiz bir çok pozisyonda ve Edu'nun büyük sıkıntı yaşamasında temel etken R.Carlos olsa da sahada bir kimlik kazanmamızda en etkili isimdi. Chelsea maçlarında oynamış olsaydı, belki de Chelsea'yi eleyeceğimizi hala düşünürüm. Ama işe o sakatlık çok ciddi bir sakatlıktı. Yaşlı bir futbolcu aldığınızda bunu öngörmelisiniz. Belli bir yaşa gelmiş bir futbolcu sakatlandıktan sonra asla eski performansını veremez. Takip eden Aragones sezonu ve içinde bulunduğumuz Daum sezonu hep tartışılan bir isim olarak yer işgal etti medyada.

Velhasılı kelam R. Carlos'un verecekleri İstanbul'da ki Sevilla maçının 68. dakikasında bitmişti aslında. Saha içinde daha fazlasını beklemek hata olurdu. Benim kanaatimce bu sezonun başında gönderilmeliydi. Belki R.Carlos da gitmek istedi ama Daum onun kalmasını istiyordu. Kendine göre haklı sebepleri vardır ona birşey diyemem ama şu an bizim yapmamız gereken R.Carlos'u en iyi şekilde uğurlamaktır. Asla unutmayın Roberto Carlos olacak denilen Mahmut Hanefi'nin gönderilip gerçek Roberto Carlos'un bu ülkeye getirildiğini. Asla unutmayın 1 maçta Roberto Carlos'un hem devre arasında hem maç sonunda rakip ile formasını değiştirdiğini. Eminim hala forma değiştirmek istediği için Roberto Carlos'un gitmesini isteyenmeyen bir sürü futbolcu vardır. Roberto Carlos 101. yılın en güzel süpriziydi.

15 Aralık 2009 Salı

Henrik Larsson Teknik Direktör Olarak Döndü


Larsson artık kulübeye mahkum oldu. Çünkü bugünden itibaren İsveç 2. ligi takımlarından Landskrona BoIS takımının teknik direktörü kendisi. Larsson'a çıkar 2 top da sen tekmeler misin diye sormuşlar. Cevap net; ''Hayır. ben futbol oynamayı bıraktım''

12 Aralık 2009 Cumartesi

Kısa Kısa Baywatch


  • Siz bu satırları okurken ben askerliğin neye benzediğini anlamaya çalışıyor olacağım. Sabah 6:20 uçağıyla Adana yolcusuyum, oradan İskenderun...

  • Adana'da beni Anadolu'dan Futbol Blog'dan Hüseyin karşılayacak. Gönül isterdi ki 1 gün vaktim olsa ve beraber Adana Demirspor maçına gidebilseydik ama bugün teslim olmam gerekiyor. Usta birliğinde izin günlerinde artık...

  • Sahil güvenlik olarak yapacakmışım askerliği. Denizlerimizde sorun olmadığını biliyordum ama bu kadar olmadığını bilmiyordum.

  • Askerlikle ilgili tartışma platformlarına baktım sonuçlar belli olduktan sonra. Denizci çıkan herkes birbirine aldıkları yeşil donların akıbetini soruyordu. Ben gittigidiyor'dan satmalarını öneriyorum.

  • Çarşamba gecesi sonucu öğrenme aşamasında yaşadığım heyecan NTV Spor'daki turuncu 'son dakika' bandını gördüğümde yaşadığım heyecana benziyordu.

  • Aralık döneminde askere gidenlerin sadece yılbaşını kaçıracakları sanılır ama ara transfer dönemi unutulur. Askerlikte kaçıracağıma en çok üzüldüğüm şeylerden biridir transfer dönemi tadı...

  • Geçen sene bugün İlker'in bana yaptığı gibi kendisini 5 ay süreyle blogda yalnız bırakıyorum.

  • Oralarda maç izleyebilme durumum ne olur bilmiyorum ama bu akşam Fenerbahçe - Ankaragücü maçını kaçırıyorum, sonucunu ne şekil öğrenirim bilmiyorum. Umarım askerlik bir serinin başlangıcı olur.

  • İnternet imkanlarından da haberdar olmadığım için tekrar ne zaman yazarım bilemiyorum.

  • Son olarak diyeceğim şudur ki saçları kestirince -aşkımızın meyvesi- Aytek'e döndüm...


görüşmek üzere...