4 Ağustos 2009 Salı

Arkadaş Hatırı


Kily Gonzalez Avrupa'da ki misyonunu tamamladıktan sonra kimilerine göre memleketinde emekliliğini beklemeye başlamıştı. Yalnız tahmin ettiğimiz gibi Rosario Central'da ki formasıyla geçirmeyecek bu günlerini. Futbolu bırakmayı düşünürken Diego Simeone gel 1 sene de San Lorenzo'da takıl dedi. Kily Gonzalez'te kaptanlığını yaptığı Central'dan ayrılarak arkadaşının hatırı kırmamış San Lorenzo'ya transfer olmuş. Santiago Solari de geçtiğimiz ay San Lorenzo'dan Meksika'nın Atlante kulübüne transfer olmuştu. Eski İnter'li Diego Simeone, eski İnter'li Solari'nin eksikliğini eski İnter'li Kily Gonzalez ile doldurmuş oldu böylece.

Batuhan Karadeniz


Bu genç yaşına rağmen bu kadar vukuat işleyen bir futbolcu olmaz. Medyaya yaptığı açıklamaları bile bile vukuat bu adamın. Fenerbahçe maçından sonra ''Kral yapmayacaksın, kral olacaksın'' söylemi başlı başına bir ego, kendine aşırı güven meselesi. Yalan yok çok da yetenekli bir futbolcu. Eğer bir şekilde gözden düşmez, kimse kendisine sırt çevirmezse ileride daha çok aykırı söylemlerini, hareketlerini duyacağız/izleyeceğiz. Şimdiki hareketleri Juventus'a gelmeden önceki İbrahimoviç'e çok benziyor. İbrahimoviç olma potansiyeli de yok değil kendisinde.

Menejeri PSV'nin kiralık istediğini açıkladı ama transfer gerçekleşmedi. Büyük ihtimalle satın alma opsiyonu koymak istemiştir PSV. Sonuçta çocuk yuvası değil, yetiştirip ekmeğini başka kulüp yesin. Kişisel görüşüm bu yetenek Türkiye'de kalırsa Sergen'den öteye gidemeyecek. Zaten eskisi gibi Sergen yetiştirme uğraşında değil İstanbul'un 3 büyük kulübü. Sergen mertebesine ulaşamadan silineceğine, ne şartla olursa olsun bu yeteneğin yurt dışına kapak atması sağlanmalıdır. Sonraki yatıştan yüzde mi istersin, performans bonusları mı istersin bilemem ama mutlaka bu adamı yurt dışına göndermek zorundayız. Avrupa'da daha bir durulacağını, kendini futboluna verip, geliştireceğini düşünüyorum. Bu ülkede kalırsa daha çok vukuatları ile milletin ağzına sakız olur.

Pekin Gezisi


Maç bahane Çin şahane... Pazar günü İnter ile Süper Kupa Finalinde karşılaşacak Lazio Pekin'de ki Yasak Kent'i gezmişler. Fotoğrafta Dabo, Simone İnzaghi ve Cruz görülüyor. Açıkçası 3'ü de bu sezonun alternatif olarak düşünülen isimleri. Alternatif futbolcu rahat adamdır. Artık ispatlayacak hiç bir şeyleri yok. Senelik ücretlerini alırlar ve yeri gelince de oynarlar.

Fotoğraftaki Yasak Kent için büyük bir yer olduğu ve gezilmesinin tam 1 günü aldığı söylenir. Tam 24 imparator 500 yıl boyunca burada ülkeye hükmetmiş. Bir nevi bizim Topkapı Sarayı gibi. Bernardo Bertolucci'nin Son İmparator filmi de burada çekilmiş.

foto:Ap

3 Ağustos 2009 Pazartesi

Fenerbahçe 2 - 0 Beşiktaş


Süper Kupa her iki takımı da ciddi manada izleyeceğimiz bir maçtı. Fenerbahçe'yi hazırlık karşılaşmalarında ciddi takımlarla oynarken izleyemedik. Beşiktaş ise Peace Cup'a davet edilmeseyi onu da izleyemezdik bence. Tabi kadrosunu bana göre güçlendirmiş 2 takımın da nasıl bir futbol sergileyeceğini merakla bekliyorduk. Fenerbahçe alışılmış 4-2-3-1 dizilişi ile çıktı maça. Beşiktaş ise 4-3-3 dizilişi ile sahadaydı. Fenerbahçe'ye aşinayız ama Beşiktaş'ın Fink'li ortasahasının nasıl olacağını bilmiyorduk.

Beşiktaş ortasahanın göbeğini Ernst, Fink, Tello ile oluşturmuştu. Forvet hattını ise Yusuf, Nobre, Bobo ile oluşturmuştu. Yusuf sağda, Bobo soldaydı. Sol/sağ açık gibi oynamadı bu ikili. Bayağı forvetin solunda ve sağında yer aldılar. Bana göre tamamen cinayet bir forvet hattıydı. Sağ ve sol bek elemanlarına katkıları yok denecek kadar azdı. Forvet anlamıda katkıları ise idare eder düzeydeydi. Bobo bir kaç tehlikeli bindirmeler yaptı o kadar. Yalnız maçın başında çok iyi hücum pres ile başladı bu 3 lü. Fenerbahçe defanstan oyunu kurmakta zorlandı bu yüzden. Fenerbahçe'nin orta saha 2'lisi Cristian ve Emre de hücumlarda oyunu yönlendirmek adına Ernst, Fink ve Tello ile baş edemedi. Emre'nin Honved maçında ki etkiliğinden bu maçta söz etmek zor açıkçası. Alex zaman zaman bu 2'linin yapması gerekeni yapmaya çalıştı. Geriye gelip aldığı uzun yopla Güiza'ya ulaştırmaya çalıştı. Fakat Bu sefer Güiza ne Kazım'dan ne de Andre Santos'tan gereken desteği göremedi. Beşiktaş'ın 2 beki Erhan ve İsmail defansif anlamda iyi oynadılar. Fakat önlerindeki Yusuf ve Bobo klasik sağ/sol açıklar olmadığı için yeterli hücum varyasyonlarına katılamadılar. İsmail 2. yarının başında biraz hücumda kendini gösterdi o kadar. Beşiktaş'ın orta 3'lüsü defansif anlamda çok iyi işler yaptılar gerçekten. Orta sahada Fenerbahçe'ye top çevirme imkanı tanımadılar. Fink'i tanıyanlardan okuduklarımıza göre Fink'in daha hücumcu bir eleman olduğunu biliyorduk. Fakat bugün Ernst'i Fink'ten daha fazla hücum organizasyonunda gördük.

Sinemada karakter oyuncuları vardır. Bunu futbola uyarlarsak Tello ve Holosko bu tanıma çok uyar. Bu oyuncular her maç ortalama performansların az bişi altına veya üstüne çıkarlar. Her maç faydası dokunan oyunculardandır. Tello oynadığı futbolun hakkını veren bir isim. Harkulade işler yapmıyor ama görevini iyi yapıyor. Tello'dan orta saha yaratıcılığı beklemek yanlış olur. Aynı bugün gibi. Sol iç veya sol kanat oynayabilir bu adam. Holosko bugün Yusuf'un yerine sağda oynasaydı Beşiktaş'a muhakkak daha fazla faydası olurdu. Keza Bobo da Sol forvet değilde, göbekte santrafor oynasaydı daha faydalı olabilirdi. Sanırım yabancı kontenjanı nedeniyle böyle bir karar verdi Mustafa Denizli. Eğer Beşiktaş ligin genelinde bu diziliş ile oynayacaksa Nihat ve Holosko sağ/sol forvet olarak kullanılabilir. Peki Mustafa Denizli neden 10,5 numara arıyor. Bunu anlamış değilim. Eğer santrafor arkası bir forvet yerleştirmeyi düşünüyorsa Mustafa Denizli, elinde Nihat gibi bir elemanı var. Bobo ile birlikte çok iyi ikili oluştururlar bence. Sıkıştığı anlarda da Yusuf takviyesi ile rahatlıkla sonuca gider.

Fenerbahçe ise bugün oyunu kurmakta bir hayli zorlandı. Cristian'ın daha fazla oyuna girmesi gerek. Yoksa takımlar Alex ile Emre'yi de yakın markaja alırlar ve hiç yaratıcı olamazsınız orta sahada. Bu noktada Bilica'yı devreye sokmaya çalışıyor Daum. Bilica verkaçlarla 1-2 kere ileri çıkmaya çalıştı. Yalnız Beşiktaş'ın çalışkan orta sahası buna izin vermedi. Andre Santos bugün daha çok ortasahanın içerisine girdi. Forvet hattından ise uzak kaldı. Güiza'ya daha yakın olması gerekir. İlk yarıda arkadan Vederson fazlaca bindirdi. Tehlikeli 2-3 tane derinlemesine orta açtı. Vederson'un alternatif olarak kadroda bulunması gerek. Bugün onun sinyallerini verdi. 36 yaşında ki R. Carlos'un sıklıkla sakatlanmayacağının garantisi yok. Belki de Daum ileride Özer ve Mehmet Topuz'u sol açık alternatifleri arasında kullanmak istiyor. Sol bekteki herhangi bir sıkıntıda Andre Santos'u o bölgeye kaydırmayı düşünebilir. O nedenle Vederson'un satışı gündemde olabilir. Kazım da bugün Güiza'ya uzaktı. Aslında Kazım'ın özellikleride bu formata uyuyor ama pozisyon bilgisi yeterli değil sanırım. Mesela Deivid bu pozisyonda daha başarılı oluyor ama 2. yarı oyuna girdikten sonra fazla bir varlık gösteremedi. Bunda Beşiktaş'ın 3'lü ortasahasının etkisi olduğunu düşünüyorum. Fenerbahçe defansta ise aman aman bir hata yapmadı. Maçın başında Bilica'nın Yusuf'a kaptırdığı bir top vardı benim hatırladığım. Önder kadar olmasa da Bilica da beni korkutan bir isim açıkçası. Eğer Daum gerçekten ligi düşünüyorsa Önder, Bekir, Bilica ile yola devam edebilir ama bu noktaya bir isim transfer edilmesinde fayda var.

Her iki takımda 2. yarıda her geçen dakikada oyundan düştüler. Sezon ilerledikçe giderebilecekleri bir sorun bu. Sivok'un sayesinde kazanılan ekstra bir penaltı ile Fenerbahçe öne geçti. Öne geçince de Beşiktaş'ın orta 3'lüsü daha fazla hücumu düşünmeye başladı. Bu sayede son 10 dakika Fenerbahçe istediği şekilde topu ortasahada döndürdü. Ardından da 2. gol geldi. Her iki takım için de kesin bir fikir beyan etmek zor. 6. haftada netleşir fikirlerimiz.

2 Ağustos 2009 Pazar

Blog yazarları ne diyor?


Bugün milliyet'in pazar ekinde bloglar ile ilgili bir yazı var. Sağolsular bizim de fikirlerimizi almışlardı ve yayınlamışlar. Böyle bir yazıyı sayfalarına taşıdıkları için Bade Gürleyen'e teşekkür ediyoruz. Yalnız sorulan sorulara verdiğimz yanıtları sayfaya taşımak için kısaltma ihtiyacı duymuşlar. Hani medyada ünlü birisinin ağzından çok duyarsınız ''Sözlerimi çarpıtmışlar. Röportajın bir orasından bir burasından kesmişler yayınlamışlar''. Biz de ufak da olsa böyle bir yanlış anlaşılma ile karşılaştık. Doğrusunu yazalım da yanlış anlaşılmaya mahal vermeyelim.

Bize sorulan soru şu şekildeydi; ''Ne tür haberler daha çok ilgi görüyor?''
Bizim verdiğimiz cevap; ''Benim bu zamana kadar bloglarda gözlemlediğim kadarıyla magazin haberleri ağırlıklı olarak ilgi çekiyor. Türkiye'de ki futbolcuların magazinsel haberleri çok çıkmıyor. Bu nedenle İngiltere ve İtalya kaynaklı magazin haberleri dikkat çekiyor. Yalnız biz çok fazla magazinsel haberlere yer vermiyoruz. Bu aralar Avrupa futbolundaki transfer geçişleri çok ilgi görüyor. Transfer dönemi bitince de Türk futbolu üzerine yaptığımız yorumlar ilgi görecektir. Avrupa futbolunda verdiğimiz haberler daha çok bilgilendirici düzeyde oluyor. ''
Gazetede ki cevap; (verdiğimiz diğer cevaplarla birleştirilerek) '' Fenerbahçe yazılarımız herhalde yüzde 30’luk bir alanı kapsıyor. Dolayısıyla Fenerbahçeli taraftarlar daha çok ziyaret ediyor. Özellikle de İngiltere ve İtalya kaynaklı magazin haberleri dikkat çekiyor'' :)

Görüldüğü gibi bizim söylediklerimize tamamen ters birşey ortaya çıkmış. Bunu zehir zembelek bir açıklama yapıp insanları kırmak için yapmıyorum. Sadece belki bu yazıyı okuyup, belki blogumuza giripte bu tarz haberleri çok fazla göremeyecek okurlar için yazıyorum. Yoksa iyi bir şey işte gazeteye bizleri yazmışlar, bloggerları bilmeyen kişilere tanıtmışlar. Tekrar teşekkür ediyoruz kendilerine. Ayrıca Arda ve Sabri fotoğrafı ile süsledikleri sayfayı kınıyorum. Arda'nın yanına bi R.Carlos iliştirselermiş keşke :)

habere buradan ulaşabilirsiniz...